Kübra Ortanlar

Kötü olan, benmerkezciliktir, bencillik değil. Benmerkezcilikte, sadece kendi ihtiyaçlarınızı düşünür, hiç kimseyi önemsemezsiniz. Oysa bencillikte "Önce Ben" kuralı vardır. İnsanlara, bizden artanı vermemiz demektir, kendi ihtiyacımızı değil. Yani sevgimizi, anlayışımızı, armağanımızı, paramızı, zamanımızı, sevgimizi; önce kendimize vermemiz gerekir. O zaman hiç kimseden beklentimiz olmaz. Aksi halde...hep insanlara bir şeyler veririz, karşılığında bize anlayış göstermelerini bekleriz. Budha bu gerçeği yüzyıllar önce dile getirmiştir: "Beklemekten vazgeçtiğiniz an, her şeyimiz var demektir."
Sayfa 86·Kitabı okudu
Reklam
Ölüm korkusu, panik bozukluk ve depresyon gibi hastalıklar, hayatlarını kendisi için yaşamayan kişilerde görülür.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Bay Hoşgörü, başkalarının düşüncelerine önem vermiyor, Sadık'ın duygularını ise çok önemsiyordu. Asla yargılamıyor, suçlamıyor ve hatanın üzerinde durmuyordu. "Niçin" sorusuna değil, "Nasıl" sorusuna yoğunlaşmasını sağlıyordu. Bay Hoşgörü için Sadık dünyanın en değerli kişisiydi. Bay Hoşgörünün koçluğunda yaşamak, harika bir şeydi. Size daima destek veren, motive eden, sizi anlayan bir dosttu Bay Hoşgörü.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Bay Hoşgörü, tıpkı Bay Mükemmel gibi Sadık'ın daha iyi yaşamasını hedefliyordu. Ama bunu bambaşka bir yolla yapıyordu: Hata yapmasına izin vererek. Sadık, kendini bağışlamasının daha çok hata yapmasına yol açacağını öğrenmişti Bay Mükemmel'den. Ama Bay Hoşgörü ile kısacık birlikteliğinde, bunun tam tersinin doğru olduğunu gördü.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Bay mükemmel, başkalarının düşüncelerine çok önem veren, hata yapılmasına asla tahammül edemeyen biriydi. Çok otoriter, suçlayıcı ve yargılayıcıydı. Sadık'ın kararlarını çok dikkatli vermesini ister, yanlış yaptığında azarlardı. Bu nedenle Sadık hata yapmaktan çok korkardı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam