Akşamları eve dönerken suyu çekilmiş posasını,yenilemeye çalışan insanım.Kucuk şeylerle mutlanmaya alistiriyorum kendimi.Yani sinip kolaylaştırıyorum yaşamımı.
-İnsanlar,sanirim yaşlandıkça ya da,bilemiyorum,dünyaya bakışlarında tekduzeliğe alıştıkça yılların biriktirip kötü de olsa elden ele geçirdiği şeyleri değiştiremez mi oluyor ne.
Umulmadık bir şey yapabilirim yani.Herkesi (en başta kendimi)sasirtabilirim.Durup duruken (simdi su kapıyı çekemem,şu köfteleri,taş çatlasa çöpe atamam değil mi?) bakarsın bir gün,bir kır kahvesinde oturmuş çayımı yudumluyorumdur,bir lokantada,deniz üstünde hem,ikindi sıcağında, bira ismarlamisimdir,anahtari da kapının üstünde birakmisimdir üstelik. Ayıp ama öyle işte. Bağışlamayı,eve kapanmayi babamdan öğrendim ben,günlere laf yetiştirmeyi anamdan.
Nicedir okumuyordum Orhan Pamuk,özlemişim.Hasret giderdik diyebilirim. Malumunuz söz konusu Orhan Pamuk olunca mevzu hep İstanbul oluyor... İstanbulu,ondan okumayı seviyorum.Hic bilmediğim sokakları,caddeleri onunla birlikte arşinlamak pek hoş. İsminin neden Kara Kitap olduğunu, okudukça anlıyorsunuz.Istanbullu köklü bir ailenin hikayesini okuyoruz.Avukat Galip,amcasının ilk evliliğinden olan yazar Celal ve Celalin üvey kız kardeşi Rüya ana karakterler.Galip çocukluk aşkı olan Rüyayla evlidir.Birgun Rüya kısa bir not bırakarak kayıplara karışır. Celal yurt genelinde tanınan ve ilgiyle takip edilen köşe yazıları yazan meshur bir yazardır. O günlerde o da sırra kadem basmıştır.Galip,iki kardeşin birlikte kaçtığını düşünür ve onları bulmak için Celalin köşe yazılarındaki şifreleri,gizemleri çözmeye çalışır. Kitabin sonuna doğru Orhan Pamuk , kendi olabilmek için bu hikayeyi anlatmak zorunda olduğundan bahseder.Aslolan da bu değil midir,kendimizi ararken hep başka yüzlerde oyalaniriz.Halbuki aynalar çok uzak değil.Karli bir İstanbul gecesinden bu satirlarimi yazmak isterdim ama sokağa çıkma yasağı gelmeden kaçayım ben evde Rüya bekler...
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma