Algı ve düşünceyle gerçeği eş görme kaçınılmaz bir insani özelliktir. Ancak eğer düşüncelerimiz ve duygularımız bize sorun yaratan davranışlara yol açıyorsa, bunlar üzerinde bir farkındalık geliştirmemiz gerekir. Böylesi bir sorun yaşıyorsak unutmamız gereken ilk şey, algı ve düşüncelerimizle dış gerçekliğin veya olup bitenlerin birbirinden ayrı olduğudur.
Özetle, gerçek ayrı bir şeydir, düşünce ayrı. "Ne yani, bu basit şeyi biz bilmiyor muyuz?" diyebilirsiniz, fakat bu basit gerçeği hepimiz sık sık unuturuz. Düşüncelerle bağlantılı duyguları, iç dünyamızı yansıttıklarını unutup dış dünyayı, yani gerçekliği yan- sıtıyormuş gibi alır ve hareket edersek davranışlarımız gerçeklikten kopuk hale gelmeye başlar. Üzerine araba gelince korkan ama daha sonra yürürken endişe duyan kişi kendisinin "ezilmediğini", aslında sadece ve sadece, "Çok dikkatsizim, her an yeniden böyle bir şey başıma gelebilir," diye düşündüğünü, endişesinin buna bağlı olduğunu unutursa işte o zaman sorun başlar. Aslında rahatlıkla yaya olarak sokakta dolaşabilecek yetkinlikteyken, sanki kendisini dikkatsiz ve her an ezilebilecek birisi gibi görmeye, dışarı çıkmaktan kaçınmaya başlarsa o zaman yaşamı kısıtlanır ve bu düşünceye uygun davranışı ona zarar verir. Yani düşüncesini gerçek gibi görüp, "Çok dikkatsizim, her an yeniden böyle bir şey başıma gelebilir," diye inandığında yapılacak en iyi şey "dikkatsizliğinin sonuçlarından kaçınmak olduğu için eve kapanıp dışarı çıkmama- yı seçer. Aynı şekilde, diğer örnekte, arkadaşımızın "bizi önemsemediği, bize değer vermediği" düşüncesinin de sadece bir düşünce olduğunu unuttuğumuzda, bize "değer vermediği"ni gerçek kabul
ederek onunla görüşmeyi keseriz. Düşüncelere bağlı duygular iç gerçekliğimizin önemli bir yanı olan ideal ve isteklerimizi yansıt tığı için