Türkçülere gelince, bunlar, esasen Bizanslı olan Şark medeniyetini büsbütün terk ederek garp medeniyetini tam bir surette almak istediklerinden, azimlerinde muvaffak olacaklardır. Türkçüler tamamıyla Türk ve Müslüman kalmak şartıyla Garp medeniyetine tam ve kat'î bir surette girmek isteyenlerdir. Fakat Garp medeniyetine girmeden evvel, millî harslarımızı arayıp bularak millî harsımızı meydana çıkarmamız icap eder.
Tanzimatçılar, Osmanlı medeniyetini Garp medeniyetiyle telife çalışmışlardır. Hâlbuki iki zıt medeniyet yan yana yaşayamazlar; sistemleri birbirine muhalif bulunduğu için ikisi de birbirini bozmaya sebep olur.
Osmanlı medeniyeti iki sebeple yıkılmaya mahkumdu: Birincisi Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün imparatorluklar gibi muvakkat bir câmiadan ibaret olmasıydı. Ebedî hayata mâlik olan zümrelerse, câmialar değil, cemiyetlerdir. Cemiyetlere gelince, bunlar yalnız milletlerden ibarettir. (...) İkinci sebep, Garp medeniyeti yükseldikçe Şark medeniyetini büsbütün ortadan kaldırmak hassasını hâiz bulunmasıdır.
Harsı kuvvetli fakat medeniyeti zayıf bir milletle, harsı bozulmuş, fakat, medeniyeti yüksek olan diğer bir millet, siyasî mücadeleye girince harsı kuvvetli olan millet daima galip gelmiştir.
Mesela, Lenin, Bolşeviklik için yakın mefkûre olarak kollektivizmi, uzak mefkûre suretinde de komünizmi ileri sürmüştür. Komünizm ne zaman husule geleceğini soranlara şu cevabı veriyor. "Komünizmin ne zaman tatbik olunacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir. Bu, Hazret-i Muhammed'in cenneti gibi ne zaman ve nerede görüneceği malum olmayan bir şeydir."