Bireysel özgürlük, uygarlığın armağanlarından değildir. Uygarlığın doğumundan önce en geniş hâliyle mevcuttur; fakat elbette o zamanlar fazla kıymeti yoktu çünkü birey onu savunma ihtiyacını nadiren duyuyordu. Uygarlığın gelişimi ile özgürlük bazı kısıtlamalara uğradı ve adalet vasıtasıyla bu kısıtlamalardan kimsenin kaçamaması sağlandı.
İnsan ilişkilerinden kaynaklanabilecek ıstıraba karşı en kolay savunma, başkalarından uzak durmayı sağlayan gönüllü inzivadır. Bu yolla ulaşılabilecek mutluluk, sükûnetin verdiği mutluluktur. Dış dünyanın dehşetiyle karşı karşıya kalan insan, çözüme tek başına ulaşmak istiyorsa ancak ondan uzak durarak kendini koruyabilir.
Mutluluk dediğimiz şey, en dar anlamıyla kuvvetle bastırılmış ihtiyaçların (tercihen derhâl) tatmin edilmesidir ve doğası gereği ancak dönemsel bir hadise olarak gerçekleşebilir.