Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
Beni o zaman görseydiniz
Siz de gelirdiniz peşimden.
Ama simdi su aksam saatinde
Son liman kendim, bu döndüğüm,
Bilmiş, bulmuş, anlamış.
Hatırımda, bir vakitler güldüğüm.
Yoluna can serdiğim o kaçış.
Simdi, şu aksam saatinde
Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,
Gözlerin doymayan sahilinde.
İki kendim varmış maviş anne
Biri benmişim biri mutsuz
Ben ölürsem maviş anne, mutsuz için
Dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.
Ben ölürsem mutsuza iyi bak!
Bu dünyada hiçbir düşmanım yok, çünkü ençetin kavgaları kendi içimde yaşıyorum. Kendim varken bana zarar vermesi muhtemel bir başkasına ihtiyacım yok. 
Kendim de dahil, çok konuşarak çok şey kazanan birine pek rastlamadım. Aksine insan, dilinin alıp götürdüklerini fark ettikçe suskunluğun kıymetini anlıyor.
Ne yazık ki bizler anlamakta zorlanıyoruz. Konuşursak anlaşılacağımızı, konuşursak haklı çıkacağımızı sanıyoruz. Oysa her sözün bir hesabı, her susuşun da bir hikmeti var.
Gazali, çok konuşmanın zararlarını dinî yönleriyle birlikte anlatıyor. Nefsim bunların ne kadarını uygular bilmiyorum; fakat anladıklarımı hayatıma geçirmek için çabalamaya niyetliyim.
Rabbim gücümü eksik etmesin, nefsime de beni mağlup etmesin.
Dil Belasıİmam Gazali · Semerkand Yayıncılık · 202216,7bin okunma