Bayıldıııım!
Uzun zamandır bir kitaba böyle kapılıp gitmemiş, elimden bırakamadan okumamıştım. Nasıl iyi geldi anlatamam!
Son derece yetenekli bir iç mimar olan Brooke’un hayatı, Kismet Beach’e taşınması ve Carmichael ailesiyle tanışıp onlarla çalışmaya başlamasıyla tamamiyle değişiyor. Brooke, patronları Kix ve Damaris’le ve çocuklarıyla inanılmaz bir bağ kuruyor ve ailenin vazgeçilmezi oluyor. Birlikte çalıştığı, tadilat ekibinin şefi Moss’la ise daha farklı bir bağ kuruyorlar. Birbirlerinden hoşlanıyor olsalar da hem iş ilişkilerini hem de kurdukları arkadaşlığı tehlikeye atmamak adına birbirlerinden uzak duruyorlar. Fakat Brooke’un büyükannesinin doğum günü için eve bir erkek arkadaşla gitmek zorunda kalmasıyla işler çok farklı bir yola kayıyor ve sahte ilişkileriyle birlikte asıl eğlence de böylece başlamış oluyor.
Arka kapak yazısını okuduğumda güzel bir hikaye okuyacağımı anlamıştım ama itiraf edeyim bu kadar çok sevebileceğimi hiç tahmin etmemiştim. Hikayesiyle, anlatımıyla, karakterleriyle beni daha ilk sayfadan içine çekti ve sonuna dek de kaybetmedi
Brooke ve Moss harikaydı. Eğlenceli atışmalarıyla, kurdukları sıkı arkadaşlıklarıyla ve en nihayetinde aşklarıyla harikaydılar. Moss’un korkularına rağmen Brooke’a koşulsuz desteği, yaralarını sarma çabası, ilgisi, sevgisi harikaydı.
Carmichael ailesine de bayıldım! Öyle sevgi doluydular ki, aksi mümkün olmazdı zaten. Birbirlerine olan bağlılıkları, ilişkileri, kardeşlerin delilikleri çok güzellerdi
Brooke’un ailesindense, Honey’i ayrı tutuyorum tabii, tümüyle nefret ettim. Sahtelikleri, sevgisizlikleri, arkadan iş çevirip durmalarıyla Carmichael lütfunun lanetiydiler adeta. Brooke’u bu kadar yaralamış olmalarına ve hiçbir sorun görmüyor olmalarına inanamıyorum. Okurken çıldırttılar beni resmen, ama Brooke’un