O kalbin hiçbir zaman eahat etmeyecek istediğin kadar huzurlu ol bir insanı böyle yarı yolda bırakıp gittinya bir ömür boyunca unutursan bende Yusuf olmayayım Hayatımda kimseye kin tutmadım sana
Kendine sevgi, sadece kendini beğenmek ya da övünmek değil, günlük küçük alışkanlıklar ve içsel farkındalıkla birlikte oluşan bir süreçtir. Öncelikle geçmişte yaptığın hatalar için kendini affetmelisin; hataların seni tanımlamaz, o hatalardan ders çıkarıp kendini bağışlamak içsel doyum hissi getirir. Koşuşturmacı günlerde unutulan hayallerini ve istediğin yaşam tarzını hatırlamak, bireysel anlam arayışını canlı tutar. Kendine verdiğin küçük sözleri tutmak, “bugün biraz daha erken yatacağım” ya da “kendi istediğim yiyeyim” gibi basit vaatler bile önceliğini kendine verdiğin anlamına gelir.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Denge Arayışı ama pek bulamayış
Kendimi az çok bildim bileli pek dengem yoktu ama genelde aşırılık vardı. Ve bu ne olursa olsun. (: Üzülmek, sevinmek, umut, karamsarlık vs. hep en uçlarındaydım. Bir sınırdan sonrasında ise yine az
Duygu ve Düşünce
Ölçüsünü kaçırdığın herşey acı olarak döner
Bu hayatta insanı yoran şey çoğu zaman yokluk değil, fazlalıktır. Fazla sevgi kendini unutturduğunda, fazla fedakarlık değerini düşürdüğünde, fazla güven hayal kırıklığına dönüştüğünde bunu en derinden hissedersin. Bir zamanlar sana iyi gelen şeyler, sınırlarını aştığında yük olmaya başlar. Ölçüsüz verilen emek tükenmişlik olarak, ölçüsüz gösterilen sabır sessiz bir kırgınlık olarak, ölçüsüz kurulan hayaller ise gerçekle yüzleştiğinde derin bir acı olarak geri döner. Çünkü herşeyin fazlası, en güzel duyguların bile özünü bozar. İnsan bazen kaybettiklerinden değil, tutmak için kendini tükettiği şeylerden yaralanır. Birini gereğinden fazla hayatının merkezine koyar, bir hedef uğruna kendini ihmal eder, bir günün geçeceğini unutup her şeyi sonsuz sanır. Sonra hayat gelir ve ona en zor dersi verir: Dengeyi kaybettiğin yerde huzuru da kaybedersin. Zamanla anlıyorsun ki mesele ne kadar çok sevdiğin, ne kadar çok istediğin ya da ne kadar çok emek verdiğin değil; bütün bunların içinde kendinden ne kadar eksilttiğindir. Çünkü insanı en çok yaralayan şey, sahip olamadıkları değil, uğruna kendini kaybettiği şeylerdir. Ve hayat, ölçüsünü kaçırdığın her şeyi bir gün karşına çıkarır; bazen bir pişmanlık, bazen bir yalnızlık, bazen de geç kalınmış bir farkediş olarak.
Duygu ve Düşünce
Peki ya zihnindeki o yara? O yarayı kapatmanın tek yolu, kendine verdiğin sözü tutmak ve olmak istediğin o "güçlü" insana doğru her gün bir adım atmaktır.
"Gitmek, mümkün mü artık gitmek Onca yollardan sonra Yeniden yollara düşmek Neresi sıla bize, neresi gurbet Yollar bize memleket" Murathan Mungan Gitmek mümkün. Yürüdüğün yollara yazık olur diye kendine de yazık etme. Yeniden yollara düşmek mümkün. Umut etmek. Diri tutmak kendini. Geçmişten sıyrılmak. Derinlerde boğulmamak. Bir gün mümkün elbet. Ufuklara dal sen şimdi. Gözlerini uzunca dik yollara. Gözünü karart. Haydi bir heyecan daha! Yüreğine bahar geldi. Çöpleri temizledik şimdi. Bitki örtüsü düştü yüreğine. Uzunca solu kendini. Sen o kararmış, dumanlar altında kalmış şehirlerin insanı değilsin. Kendini oraya ait hissetme sakın! Senin bahçelerin var, şehirleri yenen ve korkusuzca meydan okuyan. Çiçekler de meydan okur mu? deme. Meydan çiçeklerin zaten. Baharı çek şimdi içine. Gözlerine hüzün değil umut yakışıyor. Yağdırma o kararmış bulutları hârelerine. Kopmasın benim de içimde amansız bir fırtına. O biriktirdiklerin de ne? Sana atılan çakıl taşları ne arar heybende? Hatıra diye acını da saklıyorsun. Yapma bu eziyeti kendine. Omuzların aşınmıs ama boş yere. Savur öfkenle beraber devlere! Yüreği suskun oturma karşımda. Bağır, çağır ama yıkma kendini öylesine. Biliyorum reva değil gurbet memleketine. Ama bilirsin sende. Sevda iddia eden sınanır.
Alıntı
Reklam
Reklam