İyi bir kuramın en az iki özelliği olmalıdır. Öncelikle, iyi bir kuram tutumlu olmalıdır. Bilim adamları genellikle tutumluluk ilkesini gözeterek çalışırlar; yani bir olguyu açıklayan en basit kuram, en iyi kuramdır.
Kısa bir süre önce kişilik psikologları, bireyin içinden geldiği kültürü de hesaba katma gereğinin farkına varmışlardır. Bu kitapta
aktarılan bulguların çoğu, ABD gibi bireyci kültürlerde yapılan araştırmalardan alınmıştır. Bu sonuçlar kollektif kültürlerdeki insanlar
için geçerli olmayabilir.
Psikologların kişiliği nasıl değerlendirdiği, benimsedikleri yaklaşıma göre değişiklik gösterir. Örneğin, pek çok kişilik araştırmacısı, katılımcıların kendileriyle ilgili sorulara yanıt verdikleri testler aracılığıyla,
kişinin kendi değerlendirmelerini kullanır. Ancak psikanalizciler insanların doğrudan tanımlayamadıkları şeylerle daha çok ilgilenirler. Katılımcıların belirsiz bir etkiye verdikleri tepkileri, bu konuda uzmanlaşmış bir psikoloğun gözüyle değerlendirerek kişinin bilinçaltı düşüncelerini anlamaya çalışırlar. Geleneksel davranışçı psikologlar, kişilik değerlendirmesinde değişik bir yöntem kullanırlar ve insanların akıllarında var olan yapılar ve kavramlarla pek ilgilenmezler. Bu psikologlar, tutarlı davranış kalıplarını belirlemek için davranışları gözlemlerler. Örneğin, işbirliğini ölçmek isteyen davranışçı bir psikolog, bir takım çalışmasında insanları gözlemleyebilir. lşbirlikçi davranışlar gösteren bir kişi (takım arkadaşlarına yardım etmek, diğerlerinin işini takdir etmek vs.), işbirliğine yatkın bir insan olarak tanımlanabilir. Kısaca, bir psikoloğun kişiliği nasıl değerlendireceği, kişiliği nasıl algıladığına bağlıdır.
"Bize insan davranışından daha tanıdık ve daha önemli gelen bir şey yoktur. Buna karşın, insan davranışının en iyi anladığımız şeylerden biri olduğunu söyleyemeyiz."
B.F.SKINNER
Daha çok Kuzey Avrupa ülkelerinde ve ABD'de görülen bireyci kültürler, bireysel
gereksinim ve başarılara çok önem verir. Bu kültürlerde insanlar, kendilerini bağımsız ve eşsiz olarak görür. Bunun tam tersi olan kollektif kültürlerde insanlar; aile, kabile ya da ulus gibi daha büyük bir gruba ait olma isteğindedirler. Bu insanlar rekabetten çok işbirliğine önem verirler. Bireysel başarılardan çok grup başarısından tatmin olurlar. Pek çok Asya, Afrika, Orta ve Güney Amerika ülkeleri kollektif kültür tanımına uyar. Sonuç olarak, Batılı kişilik psikologlarının incelediği kavramlar, kollektif kültürlerden gelen insanlar söz konusu olduğunda çok farklı anlamlar ifade eder.