Elif Diril

Bazı Yolculuklar Hiç Bitmese
Puan vermedi·237 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:40
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda sadece bir kitabı bitirmiş olmazsınız, derin izler bırakan bir yolculuk yapmış gibi hissedersiniz. Bu kitap benim için tam olarak böyle, bitmesini hiç istemediğim nadide bir yolculuk oldu. Kitabın adındaki "uzun yol" ifadesi, ilk bakışta coğrafi bir mesafeyi çağrıştırsa da sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki bu yolculuk aslında insanın kendi iç yolculuğu ve anlam arayışı... Yazar, motoruyla çıktığı yolculukta fiziksel bir rota çizerken, aynı zamanda okuru kendi iç dünyasında, kendini arama ve bulma seferine çıkarıyor. Çocukken hayal edilen o coğrafi yolculuklar ile olgunluk çağında çıkılan yolculukların arasındaki derin fark, insanın anlam arayışının durulduğu, olgunlaştığı o muazzam limanda –yani İstanbul’da– dinginliğe kavuşuyor. Okuma süreci boyunca kendimi sadece içsel bir hesaplaşmanın içinde bulmadım; aynı zamanda muazzam bir edebiyat sofrasında gibi hissettim. Batı ve Doğu edebiyatının zihnimize bıraktığı izleri sayfa sayfa solumak adeta bir "Yıldızlar Geçidi"ni izlemek gibiydi. Doğu’nun kalbinden süzülen beyitler, Batı’nın düşünce dünyasından yükselen sesler o kadar zarif bir şekilde harmanlanmış ki hayata dair ne varsa adeta bu kitapta can bulmuş. Kalbime dokunan o güzel mısraların eşliğinde, kitabı çok kısa bir sürede, adeta bir solukta bitirdim. Beni derinden etkileyen ve kitabın emeline ulaştığının kanıtı olan kısım ise şüphesiz son dokunuştu. Yazarın finalde yer verdiği Yunus Emre’nin o malum sözü ruhuma işledi: "Bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz" Eğer bir kitap, sizi bu dünyanın bitmek bilmeyen telaşlarından, günlük hayatın keşmekeşinden ve sıkıntılarından çekip alabiliyorsa; zihinsel ve ruhsal olarak sizi içsel bir cennet yolculuğuna çıkarabiliyorsa, işte o kitap gayesine ve emeline tam
Uzun Yol DefterleriMehmet Cemil · Epona Kitap · 20268 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Taşların Taşıdığı Sırlar
Puan vermedi·136 syf.··
2024 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2024 21:59
TAŞLARIN DİLİNDEN İSTANBUL “Yerin kulağı vardır derler ya, meğer taşların da dili varmış. Yürüdüğünüz yollarda karşınıza çıkan camilerin, çeşmelerin, hanların, hamamların, sarayların, köprülerin, kemerlerin hatta mezar taşlarının bile size geçmişin sırlarını vermek için hazır kıta beklediğini biliyor muydunuz? Nahifliğine, azmine, ilmine, endamına, vefasına şahit olacağınız taşların dilinden İstanbul'u dinleyecek, İstanbul'u yeniden seveceksiniz.” Taşlarına bile ruh veren kutsal şehir İstanbul, ah o taşların dili olsa da konuşsalar. Hani der ya şair; “Hor bakma sen toprağa, toprakta neler yatar. Kim bilir neler anlatır bize o taşlar dile gelse… İstanbul…Zaman mekan aşıp gelen İstanbul.. Her taşına manalar gizlemiş, bağrında nice hikayeler biriktirmiş İstanbul… bu kadim şehrin hazinelerinden habersizce yaşayıp giden insanlar, adeta “O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler’’ kabilinden kıymetini bilmiyorlar bu şehrin. Kitabın kapağı, eskitme sayfa tasarımı ve renkli fotoğrafları çok etkileyici. Ayrıca bazı sayfalardaki karekodlarla videolara ulaşma imkânı da kitaba farklı bir cazibe katmış. Hem tarihi bilgileri hem küçük anekdotlarıyla samimi bir dille yazılan ve insanın sadece İstanbul’a değil hayata bakışını değiştiren ve derinleştiren bir kitap. SATIR ARALARINDAN İstanbul... Zaman mekân aşıp gelen İstanbul... Talibi çok, edepli bir güzel... Saçları dalgalı, gözleri mavi.... Ruhu ince, başı dik.. Takmış takıştırmış, görmüş geçirmiş... Her nakışa manalar gizlemiş, bağrında nice hikayeler biriktirmiş İstanbul... İstanbul'un her taşında bir hikaye var.... Mezar taşları ise apayrı birer hikaye. Bir yeri tanımanın en iyi yolu orayı adım adım dolaşmaktır.İstanbul'u tanımak kendimizi tanımak demektir. Bu şehirden bîhaber olmak; ecdadından, medeniyetinden,
Taşların Dilinden İstanbulSami Bayraktar · Cibali Kültür Sanat Yayınları · 202247 okunma
İstanbul' da Yaşamak Sanattır
Puan vermedi·325 syf.··
2024 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2024 16:50
İSTANBUL’DA YAŞAMA SANATI Haluk Dursun’un gazete yazılarından oluşan, İstanbul meraklıları için tüm detaylarıyla şehri anlatan sürükleyici bir kitap. İstanbul’u semt semt gezdirerek şehre olan sevgimizi artıran ve buram buram İstanbul kokan bir eser. "İstanbul'da yaşayıp da bir türlü İstanbullu olamayanları, bir türlü İstanbul'u yaşayamayanları hiç anlayamadım, hep acıdım," diyen yazar adeta duygularıma tercüman oluyor. Yazar, "İstanbul'da o kadar çok görecek eser, gezecek yer var ki; can gözüyle bakacak göz, aşkla, şevkle dolaşıp yorulmayan adam bekliyor," diyor. Bilmiyor ki hiç yorulmadan iştiyakla gezen İstanbul sevdalısı bir Elif var; adını bile duyunca İstanbul'un, bir başka çarpıyor kalbi onun. İstanbul’un baharından, yemeklerinden, musikisinden ve birçok özelliğinden bahsediyor yazar. "Neden İstanbul'da Mayıs'a erguvan demezler?" diyerek adeta mayıs ayının erguvanlarla bütünleştiğini vurguluyor ve hoş kokulu sümbül, lavanta ve nergis gibi çiçekleri de anmadan geçmiyor. İstanbul’un kokusunu içinize çekeceğiniz bir kitap. SATIR ARALARINDAN İSTANBUL’UN KUŞLARI - BALIKLARI - AĞAÇLARI - ÇİÇEKLERİ KUŞLAR… Eski İstanbul'un makbul kuşlarından biri florya kuşudur, halk bunu "flurya" şeklinde telaffuz eder. Saka, daha ziyade Anadolu Yakası'nın kuşu olduğu hâlde, florya Avrupa Yakası'na aittir. Bugün aynı adla anılan semt onların eski yuvasıdır. BALIKLAR… Lüferle birlikte İstanbul'a gelen bir diğer sonbahar balığı da palamuttur. Palamut, lüfer gibi Boğaz'a, aşağıya inmez ve oltayla tutulmaz. AĞAÇLAR… İstanbul ağaçları arasında çınar, servi, kestane, sakız, çitlembik, sedir, fıstık çamı, ıhlamur, dişbudak ve erguvan başta gelir. ÇİÇEKLER… İstanbul, dünyada çiçek isimleriyle anılan özel bir döneme sahip tek şehirdir: Lale Devri. O laleler ki Emirgan'da hâlâ
İstanbul'da Yaşama SanatıHaluk Dursun · Kapı Yayınları · 2019472 okunma
Orhan Veli ve Muteber Sevgilisi
Puan vermedi·176 syf.··
2025 40. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 06:36
İstanbullu şairlerden belki de en meşhurudur Orhan Veli ve en çok “İstanbul’u dinliyorum” şiiriyle yankılanmıştır edebiyat dünyamızda. Mektup, anı, biyografi gibi türleri ve mektubun tarihe karıştığı günümüzde şairlerin mektuplarını okumak ve yaşanan döneme, olaylara ve de böyle aşklara şahit olmak (iki kişi arasında sır olan mektupların ifşası kısmen rahatsız etse de) da ayrı bir haz benim için. Orhan Veli , Ben Orhan Veli adlı şiirinde "Bir de sevgilim vardır, pek muteber; İsmini söyleyemem. Edebiyat tarihçisi bulsun." Diye bahsediyor muteber sevgilisi, 36 yıllık kısacık hayatının büyük aşkı Nahit Hanımdan… Ağlasam sesimi duyar mısınız, mısralarımda; dokunabilir misiniz gözyaşlarıma, ellerinizle? diyen şair mektuplarında sesini duyurmaya çalışmış lakin duyuramamış kimselere . “Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce… “ diyerek de aşk derdini sığdıramamış kelimelere. İstanbul şiirini en son mektubuna iliştiren şairin el yazısıyla İstanbul şiirini okumak da benim için tarifsiz bir keyifti . "Emin ol, dünyada hiçbir şeyden zevk almıyorum. Bütün bu tatsız günler içinde yalnız seni arıyorum. “YALNIZ SENİ ARIYORUM”
Yalnız Seni ArıyorumOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20245,1bin okunma
Fikret bizden, Tevfik Allah’tan
Puan vermedi·309 syf.··
2024 24. kitabı
·
180 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 19:03
Şair, görmediğim kariler diye başlıyor kitabına ve gözyaşı ve samimiyet istiyor okuyucusundan… Ne kadar da yerinde bir istek aslında, kim ister ki kitabının isteksizce okunmasını? Şair hakkında en güzel ve net bilgilere Hıfzı Topuz’un “Elbet Sabah Olacaktır” kitabıyla ulaştım ve 180 günlük Rübab-ı Şikeste yolculuğuyla da poetikasını anlamaya çalıştım. Anlaşılması için gayret gerektiren bir dili var Fikret’in. Zaten şiirler anlaşılmak için muhatabından gayret bekler, tüm sanat eserlerinde olduğu gibi. “Seza”, “Süs” ,”Tefekkür, “Tefelsüf” gibi üzerinde durup düşündüğüm, dönüp tekrar tekrar okuduğum, “Derd-i Nihan”, ”Enin-i Gam”, “ Zavallı Hasta”, ”Ukde-i Hayat” gibi okurken hüzünlendiğim; “Tecdid-i İzdivaç”, “Çirkin” gibi tebessüm ettiren; Fuzuli, Nefi, Nedim ve kendi döneminden sevdiği şairler hakkında yazdığı güzel şiirler gibi hayrete düşüren şiirler de vardı. Mesela aşkın tarifini yaptığı derin anlamlı ; “Seninle” ”Sen Olmasan” ”Birlikte” gibi( kime yazdı bilinmez ama) buram buram aşk kokan şiirler de vardı. Okuruna hitaptan sonra aşk teması ile (Süha ve Pervin’in aşkı) başlayan Tevfik Fikret, son bölüm olan "Eski Şeyler" e aldığı; "Ey Yâr-ı Nagamkâr" başlıklı yine aşk temalı şiiriyle bitirir kitabını. Ve ; Çal, ben de olup şevk ile âhengine peyrev, Dillerdeki sevdalan cûşân edelim, çal! Çaldıkça doğar gönlüme eşâr-ı nev-â-nev; Her nağmene bir şi'rimi kurbân edelim, çal! Çal, âlem-i ervâhı da raksân edelim, çal! kıtasıyla başlayan bu şiirde sevgilinin aşk duygusunu musiki ile bütünleştirir adeta. Bundan başka, "Ne İsterim”, "Yeşil Yurt" ve "Bir Ân-ı Huzur" gibi daha birçok şiirinde özlediği hayata kavuşma ümidini taşıyan şair bir yandan iyimserdir lakin “Sis” şiirinde kendisine aşiyan olmuş ve tüm güzelliklerinden istifade ettiği İstanbul’ a karşı
Rübab-ı ŞikesteTevfik Fikret · Dergah Yayınları · 2017855 okunma