..."Ama o da şöyle yaptı. Hakikati savunmak yerine, yanlışı çoğaltarak dengede kalmaya çalışmanın, hayatın her noktasına sızmış cümlesi...
Bu cümle ilk bakışta 'savunma' gibi görünüyor. Hiç kendimizi kandırmayalım; aslında tam bir 'saldırı', bir zihinsel manevra. 'Ama o da yaptı' diyen kişi doğruyu aramaz, kendisine bir terazi arar. Bu terazi adalet terazisi değildir, 'yanlışta eşitlenme' terazisidir."...
" Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin merkezine göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir. "
...Zira bir davranış ancak karşılık beklemeden yapıldığında tam anlamıyla nezaket kapsamına girer. Karşılıklılık hesabıyla yapılan şey bir tür yatırımdır. Kibarlık kisvesi giydirilmiş stratejik bir hamledir. Kaz gelecek yerden tavuğu esirgememektir. Hâlbuki nezaket arkadan gelene kapıyı tuttuğunuzda bundan hiçbir kazanç, fayda yahut tezahürat beklemiyor olmakla ilgilidir...