Düşündüklerini dile dökememiş, zifiri karanlık bir gecede, yabancı bir gemide, hiç alışık olmadığı halatların arasında el yordamıyla yolunu bulmaya çalışan denizciye benzetmişti kendini.
Doğruydu, yağlıboya resimler de görmüştü elbette, ama dükkânların vitrinlerindeydiler ve vitrinlerin camları istekli gözlerinin tablolara yaklaşmasını hep engellemişti.