Kitabı bitirdikten sonra koca bir boşluğa düştüm; Osman (yani yazar) beni terk etmiş gibi hissettim :)
Çok akıcı bir kitaptı. 1–1,5 saat içerisinde bitirdim ama keşke hiç bitmeseydi. Hayatı, insanı ve ilişkileri merak eden, sürekli sorgulayan biri olarak yazarın yazdıkları bana hiç yabancı gelmedi. Aksine, zaman zaman kendi düşüncelerimi ve cümlelerimi okuyor gibi hissettim.Beni daha çok yazmaya da teşvik etti ;)
Gelelim “Bu Hikâye Senden Uzun Osman”’a…Bu kitap aslında sadece bir ayrılık hikâyesi değil; insanın kendine dönmesini, duygularıyla yüzleşmesini ve kabullenmeyi öğrenmesini anlatan bir içsel yolculuk. Kahraman, ayrılığın ardından kendiyle baş başa kalıyor; hatırladıkları, sorguladıkları ve hissettikleriyle zaman zaman zorlanıyor.
Zaman zaman kendine kızsa da, süreç içinde kendini anlamayı ve kendine alan tanımayı başarıyor. En önemlisi de kendine öz şefkatle yaklaşması…
Bunu şu cümlesinden anlıyoruz: “Kalbime öz evladımmış gibi bakıyorum.”Ne kadar kıymetli bir cümle…
Çoğu zaman yaşananlara kendimizi bırakırken ne hissedeceğimizi göz ardı edebiliyoruz. Oysa yaşamaya devam edebilmek için sağlıklı bir kalbe ihtiyacımız var.
Bu kitap bana, yürüyüşe çıktığımda zihnimde dolaşan düşüncelerin bir toplamı gibi geldi. Yani aslında hayatın içinden; biraz senden, biraz benden ve biraz da bizden…
Keyifli okumalar… Kendinize ve kalbinize iyi bakın.Çünkü başka bir hayat yok.