İnce bir çığlık koptu üç kişilik masada. Alev çığlık attığını sandı. Çığlık atmak istedi ama çıkardığı tek ses yutkunma sesiydi. Ensesinden bir sızı yakaladı ve dili varamadı “Fare!” demeye. Dili sözcükle birleştiğinde masaya küçük bir kıyametin sonundaki mahşeri toplanmanın sessizliği çöktü: Fare!
Peri’nin gözleri kızardı. Burhan’ın sırıtan dudakları acıyla kıvrıldı ve egoist bir kükreme yankılandı mutfakta:
“Ne demek lan fare?”