Bir yerde okumuştum; ne kadar büyüsek ya da ne kadar yaralarımızı iyileştirmeyi başarsak da bizi biz yapan tercihlerimiz değil, çocukluğumuzdur aslında. Biz o, dinlemeyi bıraktığımız çocuğun üstüne süslü püslü kıyafetler dikerken o ise bizden çocukça bir şeyler istemeye devam eder.
Sevgi dilenir, sarılmak ister. Her daim şefkate ihtiyacı vardır. Merhamet ettiği kadar merhamet görmeyi arzu eder ama biz onun isteklerini kulak ardı ederiz. Kulak ardı ettiğimiz her istek, gün gelir bizi yetişkin hayatımızda bile öyle yaralar ki ancak kendi içimize döndüğümüzde gerçekleri fark ederiz.
O çocuk oradadır, yaralıdır, şefkate ve merhamete ihtiyacı vardır.