Ama bana aşık olduğunuzu söylemiştiniz, diyorum dudaklara. Söylemişlerdi çünkü, inanmıştım da. Bu kutsal sebep uğruna razı gelmiştim tekmil günaha, cümle cezaya. Söylemese miydik yani, diye çıkışıyorlar. Bu işlerin tadı böyle çıkar. Üç doz iltifat, iki ölçek nezaket, bir dirhem letafet heyecanı kamçılar. Kalbime hayal kırıklığında bilenmiş bir sancı saplanıyor. Dudakların sahibini bulup hayatlarımız şımarık turistlerin küçük kaçamaklar için uğrayabileceği sayfiye yerleri değil beyefendi, insan kalamayacağı yerlere gelmemeli, tutamayacağı sözler vermemeli, sahip olmadığı şeyleri, aşkı mesela, onun için her şeyden vazgeçmeye hazır birine vadetmemeli, umursamadığı bir kalbin kapısını sırf meraktan çalmamalı insan, kalbimin kapılarını açarken size nolur beni incitmeyin demedim, inciteceğinizi çünkü düşünmemiştim, demek istiyordum. Yapamıyordum. İçimden bir ses diyor ki bana, incitmiş biri olarak incinmeyi de hak ettin elbet, her kalp diğerinin intikamını alır, herkes başkalarının kırdıkları tarafından kırılır, adaletin ilahi tecellisine ayılamadın mı hala, uyansana.