Giriş Yap
İnsanın Dickens'ı yüksek sesle okumaktan keyif duyan bir eşinin olması ne büyük bir lütuftu.
Sayfa 82 - Pegasus Yayınları, çev. Sevinç Seyla Tezcan
Reklam
·
Reklamlar hakkında
BÜYÜLÜ DEĞİL
Kitap tam anlamıyla tekdüze. Çok yavan geliyor. Çok sade, o oldu sonra bu oldu. Bazı sorular var acaba Fillory gerçek bir yer mi, o sağlık görevlisinin verdiği kitaba ne oldu, acaba Quentin seçilmiş kişi mi, acaba o bulunamayan özel yeteneği ne gibi sorular meraklanmanı ve okumanı sağlıyor yoksa pek bir şey de motive etmiyor seni okurken. Bence kesinlikle bir çocuk kitabı değil, kitap büyülü bir dünyayı anlatmasına rağmen büyülü değil acayip derece de gerçekçi hatta. Yazar bu yarattığı büyülü dünyayı gerçek dünyada da geçen bir evren olarak tasarlamakla kalmıyor çok da gerçekçi anlatıyor hikayeyi. Tuvaletini yapmak, burnunu silmek ya da kıyafetteki ter izine kadar olayları yaşadığımız dünyaya indirgiyor. Ve sürekli baş kahramanımızı kadınlara duyduğu bir cinsel arzu var tabiki. Diyorsun ki ne ben ne okuyorum şimdi? Herseyi bir de çok basitçe anlatıyor. Diyorsun ki bu kadar derinliksiz olamaz bu kişi bu kadar duygusuz olamaz. Ya da hikaye, bu büyülü dünya bu kadar ders kitabı niteliğinde olamaz. Örneğin Julia ve James ile kitabın başında ne kadar yakın olduklarından hatta birbirlerinin düşüncelerini okuduklarindan bahsediyor ancak sonra bir veda bile etmeden onları terkediyor. Ailesine karşı gene öyle çok duygusuz. Ben mesela neden Quentin tatile eve geri gönderildiginde süreli okula geri dönmek istiyor onu hiç anlamadım. Yani okuldayken de keyif alıyor gibi görünmüyor hiç. Ya da öyle harika şeyler yaşamıyor okulda. Okul da acayip derecede hiç eğlenceli olmayan, sıkıcı, iç karartıcı bir yer. Ben düşündüm de ben olsam quentin in yerine pişman olurdum bu okula kabul edildiğime. Hep yaşadığımız dünyanın ne kadar iç karartıcı büyüsüz ama okulun ne kadar muhteşem olduğundan bahsediyor ama aradaki farkı anlamak neredeyse çok güç. İlk baştaki o seçilmiş kişi evet işte tüm hünerlerini sergileyecek ve kabul edilecek çünkü o aradığınız kişi işte olayı sevildiği için ilk başta okurken heyecanlanıyorsunuz. Onun dışında hep başka bir yere ait olduğunu düşlemek, bunu bilmek, hissetmek, bir fantastik dünyayı anlatan kitapları içsellestirmek, sonra ait olduğu yeri bulmak bunlar hoş detaylardı. Harry Potter la karşılaştırılması da çok normal çünkü herşeyi çok benziyor bu kadar benzerlik olamaz. Fantastik canavarlar, büyü yapmayı öğreten bir okul, 19.yy'dan kalma mimarisi, farklı coğrafyalarda da bulunan başka büyü okulları, hocalar, revir kanadı, büyülü bir okul oyunu ya herşey sanki Harry Potterin yandan yemişi gibi. Beğendiğim tek yanı anlatımındaki farklı bakış açısı ve bazı yerlerdeki inanılmaz durum tespitleri. Onun dışında bu kitabı okurken kendini bulmanız ya da kendinizi kaptırmanız pek mümkün olmuyor.
Eğer ciddi anlamda karar verirseniz neredeyse her şeyden keyif alabileceğinizi tecrübe ettim. Tabii ki ciddi anlamda karar vermeniz gerekiyor.
''Hayat, bizi gölgelerle aldatıyor. Ondan keyif istiyoruz. O ise bize hayal kırıklığı ve umutsuzluk bahşediyor.''
Reklam
·
Reklamlar hakkında
496 syf.
·
Puan vermedi
Selam arkadaşlar, bugün sizlere harika bir eğitim kitabı önereceğim, zaten okumaktan çok keyif aldığım bir yazardı Alfie Kohn, #ödüllerlecezalandırma kitabı da yine beni şaşırtmadı, yine bakış açımı zenginleştirdi bir anne olarak ve eğitimci olarak. Ödül nedir? Ödül organizmanın istenilen davranışı gerçekleştirdiğinde ona verilen tepkidir. Bu tepki “aferin” gibi sözel bir ifade de olabilir, ya da bir hediye de olabilir. Peki ödülün cazibesinin altında yatan olumsuzluklar nelerdir? İşte bu sorunun cevabını tüm kitap boyunca örneklerle, karşılaştırmalarla işlemiş sevgili yazarımız. Ben küçükken babam beni bir fotoğrafçıya götürüp resmimi çektirmişti, nedenini bilmiyorum, ama hatırladığım kadarıyla kendimi çok rahatsız hissediyordum, üzerimde süslü püslü kıyafetler, annemin saçlarımı sıkı sıkı toplamasından kolayı kafamın zonkladığını unutmamışım. Sanırım hareketsiz duramadım, bu yüzden fotoğrafçı kamerayı gösterip “buraya bakıp hareket etmeden durursan, fotoğrafını çektiğimde buradan kuş çıkacak” demişti. Çok heyecanlanmıştım, kımıldamadım, nefes dahi almadım, ama işlemin sonunda bana kuş veren de olmadı o kadar odaklanmışım ki ödüle, aradan yıllar geçti ama ben o fotoğrafa her baktığımda bir hüzün geçer içimden. Ödüller belki kısa vadede bir ebeveyne ya da bir eğitimciye çözümler sunabilir, ama kesinlikle davranışları kalıcı kılmaz. Bir öğrenmede öğrenenin odaklanması gereken şey edineceği davranış değişikliğidir, ama ucuna ödül koyulmuş bir davranış değişikliği yeteri kadar dikkat çekemez. Kitapta ayrıca dikkatimi çeken şey de yazarın ödül ve ceza kapsamında din ve din eğitimlerini de eleştirmesi, hak vermiyor değilim aslında. Yanlış anlaşılmaktan imtina ederek söylemeliyim ki, çevremde birçok insan alacağı sevapları, ya da almak istemediği günahları düşünerek ibadet ediyor, ama ibadet insanın bedenini bir kenara bırakarak ruhuyla ve yaratıcısıyla buluşması olmalıdır, en azından benim nazarımda öyledir, bu bağlamda yazarımıza sonuna kadar katılıyorum. Ben okumaktan çok keyif aldım, sizlere de içtenlikle tavsiye ederim….
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.14