Bilmediğimiz şeyler aldatmaya ve aldanmaya en elverişli şeylerdir. Görülmemiş şeylere insan nedense kolay inanır. Sonra da, haklarında konuşmaya, düşünmeye alışık olmadığımız için, bunlara kolay kolay karşı da koymayız. Bu yüzden insanın en az bildiği şey en çok inandığıdır.
Kimileri oyunlarda ün kazanmak için bedenlerini işletirler; kimileri para kazanmak için satılık mallar getirirler; kimileri de başka çıkar düşünmeden her şeyin niçin, nasıl yapıldığına bakar; kendi yaşamlarını anlamak ve düzenlemek için, başkalarının yaşamlarını seyrederler.
İnsan, çok defa istekleri yüzünden kendine gerekli olanı bulamaz. Bir şeyin tadını alarak, hayal ve hevese kapılarak, mutlu olmak için neye ihtiyacımız olduğunu kestiremeyiz.
"Madem ki vakitsiz bir ölüm, ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü,
Yeryüzünde varlığımın yarısından, en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var?
O gün ikimiz birden öldük."
Bilgisizliğin öylesi vardır ki yücelik ve cömertlikten yana bilimden aşağı kalmaz; o bilgisizliği kavramak için de bilimi kavramak için gerektiği kadar bilgi ister.