Yüzünde saklamıştı tüm gizemini baktıkça her ayrıntıda gizli kalmış kimi bakıp geçmiş kimi derine dalmış kimi görmüş kimi hiç görememiş gözde’ymiş tüm gizemi aslında kirpikleri kaşına değdiğinde mevsimler değişirdi kimi hisseder ısınır yeri gelir üşürdü ve en çok gözde’ymiş daha derine baktıkça tam da orada saklamış iki göz kapağının arasında gülünce dünyayı değiştiren, kapatınca göz yaşı hüznü damlamasın diye yüreğine
Kısa Bir Mola
Yorulmak, sık duyduğumuz kelimelerden biri. Kimi varlığa yorulur kimi yokluğa. Her yorulma şahsa munhasır parmak izi gibi. Her ne için mücadele veriyorsak onun bir parçası yorulmak. İşte o anda bir omuzu olanlar mı şanslı, o omzu bulamayıp yalnız ayağa kalkanlar mı?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rabbin kimi darda bıraktı ki beni darda bıraksın Hayırlı cumalar
Seyrimden bir İstanbul tahlili
Yeni manzaraları görme hissi insanı gafletten uyandırıyor minvalinde bir yazı okumuştum. Bu yazı nedense bu yıl İstanbul’da manzaramdaki cansız varlıkların hayretini değil de baktığımda hayrete düştüğüm akıl sahibi insanların gafletine düşürdü.Belkide dikkatim buna celb etti. Şehir öyle bir hal almış ki, görmem gereken yerlere nazaran görmemem gereken manzaralar daha fazla zuhur etmiş. En kötüsüde bu duruma sanırım herkes alışmış ve yabancılık çeken ben sükutumda kimi zaman hüsnüzan kimi zaman buğz etmekten başka bişey yapamadım. Ne yapmamalıydım ya da ne yapmalıydım. Çünkü öyle bir çağa denk geldik ki insanlara nasihat vermek dahi yanlış anlaşılıp farklı tepkilere sebebiyet verebiliyor. Şu zamanda sanırım yaşadığın hayat davanı en iyi temsil edecek bir tebliğdir. Ben doğu illerinde büyüdüğüm için mi bana garip geldi yoksa dinin emirleri burda çok mu garip kalmıştı,anlayamadım. Sahipsiz bırakılan dinin garip insanı… Daha önce bir kaç defa daha gelmiştim nedense böyle hissetmemiştim belki mevsimsel bir manzara diye düşündüm. Ama hangi çağın mevsimi islamdan uzaktır ki… Ve hangi çağın güneşi islam emri ile doğmaz. Asra islamın idrakini okutamayan insanın tercih ettiği ve şehrin silüetine inen çıplaklık. Hadlere riayet edilmeyen bir hal. Kınayıcı bir tavır değil aslında yazmak istediğim belki dini bir vazife ifsat ediliyordu ama toplum ahlakıda iffetten yoksun ve ifşa edilir bir halde… Burda ailenin ve doğduğun şehirin ehemmiyetimi daha çok anladım. Ve her şehrin ve her insanın kendi şahsiyetine münhasır bir duaya ihtiyacı olduğu kanısına vardım ve buna çoğu zaman bizzat şahsın kendisi değilde dışardan bir gözlemci sanki daha iyi karar veriyor gibi hissettim… İstanbul kendi hakikatine ve değerlerine yabancılaşmanın zirvesinde olup, Kendimce bu şehre ona gönül gözüyle
Kendimdeki sana
Her yer çok kalabalık; üstelik içimdeki duman, daha da kalabalık... Sakinleşmeyi ve bendeki beni sana susturmayı dilemekten bitabım. Bir dönüme düğüm ayrıldı ki sıradaki dönüm için. Ben kimi zaman halleniyorum kendime; kendimdeki sana, en çok da kendimdeki bir ay sonraya... Ne olacak? Heyecanla bekliyorum...
Geçmişe saplanıp kalmak, muhteşem bir hata Tadı vardır her hatanın insanoğlu, tadar Kimi gece yaşar ve öğle vakti yatar Sen öylesinden korkacaksın, hayat ona batar