Şey, ben aynı zamanda sosyal medyaya hayatımla alakalı sahte şeyler de paylaşıyorum. Mutluymuş gibi yaptığımdan değil ama kitaplar, manzaralar ya da yazılar paylaşıp zevkimin ne kadar iyi olduğuyla hava atıyorum. “ Bakın ne kadar derin ve havalı biriyim,” der gibiyim ve başkalarını da yargılıyorum.Ama ben kimim ki onları yargılayayım? Çok tuhafım, kendime bile öyle geliyorum.
Ah Charlie… Benim hüzünlü kekim. Dört gün boyunca her sayfasını merakla okuduğum bir kitap oldu. İnsanın iç dünyasını bu denli derin ve dokunaklı bir şekilde anlatan eserlere nadiren rastlanır.
Özellikle Charlie’nin, arkadaş sandığı kişiler tarafından uğradığı haksızlıkları ve gördüğü kötülükleri okudukça çok üzüldüm. Hayatın içinde bizler de bazen, en sevdiklerimizden gelen zararları fark edemiyoruz. Bu da sevgi dilinin toplumumuzda ne kadar eksik olduğunun acı bir göstergesi.
En sevdiklerimden “Tüm hayatım boyunca yarı uyur yarı uyanık kalmış bir adam gibiyim, uyanmadan önce nasıl biri olduğunu bulmaya çalışan…”
Charlie’nin bu sözleri, hem kendini bulma çabasını hem de insan olmanın kırılgan yanlarını çok güçlü bir şekilde yansıtıyo.Bayıldım bayıldımm