• 208 syf.
    ·7 günde·8/10
    Dünya çapındaki başarılarını filistin askısı ve elektroşok gibi çeşitli işkence yöntemleriyle ödüllendirdiğimiz, asılsız suçlamalara karşın müebbetle onore ettiğimiz, tüm suçlamalardan beraat etmesine rağmen Fransa’ya sürdüğümüz Sosyolog ve Yazar Pınar Selek’in hayatı, yazdığı tüm eserlerin önüne geçecek mahiyette aslında. Tüm dışlanmışlara; kalemiyle, sesi ve sözüyle kucak açmış Selek, henüz 25 yaşında yaptığı bu araştırmada, Trans bireylerin Ülker Sokak’tan iktidarın tüm mekanizmaları ile çıkar savaşına tutuşmuş ‘Beyoğlu Sakinlerinin’ el ele vererek nasıl sürgün edildiğini tüm tarafları mercek altına alarak anlatıyor.

    Kitap kurgusal bir metin değil bir araştırma özelliği taşıdığı için, sanıyorum ki mesajı çok az kişi tarafından farklı algılanacaktır. Toplum tarafından kendileri gibi olmaya zorlanan ötekiler, kendi içlerinde de ötekileştirildiği takdirde bu zincir asla kırılmayacak ve hakların mücadelesi geriye her zaman ağız dolusu kan bırakacak. Toplum ise iktidarın söylemini şaşmayan eril ve gelenekçi sesi ile kendini haykırmaya devam ederken bir yandan da kar-zarar hesabına tutuşacak!

    Gittikleri her yerde kimliklerine tutulan aynayla karşılanan Trans bireylerin öyküsü; Osmanlı’dan bu yana süregelen toplumsal gerçekliklerle bir arada okunduğunda, biyolojik cinsiyeti ile cinsiyet kimliği uyuşmayan ‘ötekilerin de ötekileri’ sayılan transları anlamak için okunası bir kaynak: Maskeler, Süvariler ve Gacılar.