bazısı, “el alışkanlığı,” der. öyleyse neden ucunu yakıp içine çekiyorsun?
bazısı, “ağız alışkanlığı,” der. öyleyse neden yakıp içine çekiyorsun?
“dumanın ciğerlerime girerken verdiği duygu,” derler.
berbat bir duygu o ve adına “boğulma” denir.
her geçen gün artan bir şekilde bedenimizin kas ve organlarını oksijenden yoksun bırakırız ve giderek daha uyuşuk bir hale geliriz. kendimizi bir ömür boyu pisliğe, kötü kokan nefese, sararmış dişlere, yanık izlerine, kirli küllüklere ve durmuş sigaranın o iğrenç kokusuna mahkûm ederiz.
bütün tiryakiler şeytani bir gücün etkisi altında olduklarının farkındadırlar. ilk zamanlar insan kendini “bırakacağım, bugün değil ama yarın” düşüncesiyle avutur. sonunda öyle bir noktaya gelinir ki, ya irademizin olmadığını ya da sigaranın doğasında yaşamdan tat alabilmemiz için gerekli bir şey olduğunu düşünmeye başlarız.
1. sigara içmek bana ne veriyor?
2. gerçekten zevk alıyor muyum?
3. bu şeyleri yaşam boyu ağzıma sokup kendimi zehirlemek ve üstüne bir de bunun için servet harcamak zorunda mıyım?