Nerede o eski bayramlar yüzsüzlüğü: Siz eski insan mısınız ki?
Bugün bayram diye nenemlere gittik. Bir baktım bizden 1-1.30 saat önce giden teyzem ve kuzenim salonun yerlerini süpürüp koltukları siliyordu. Şaşkınlıktan sonra nenemle selamlaşınca söylediklerinden ayrıyetten sinirlerim bozuldu. Halı süpürüldükten sonra bezle silinecekmiş bir de. Saat 12. 30 olmuş ve bayram temizliği, gün öncesi yerine gününde yapılıyordu. Daha saçlarım bile ıslaktı. Direkt kokacaktık yani, normal hijyen takıntım bayramda son seviyeydi, neyse. Süpürmeye el attım. Kirada kaldıkları ev, dubleksin normal bir kat oluşu gibi büyük ve genişti: Allah kolaylık versindi. "Madem az kişiyiz ve sınırlı süre var. Halılar süpürüldükten sonra suyla şehadetlensin. Bezle temizlenmesi yeterli olmayacak zaten." deyince teyzem "Olsun yine de yapılsın, temiz olsun." dedi. "Sen buna temizlik mi diyorsun, gerçek temizlik istiyorsan böyle olmaz. Ya halı yıkamacıya vereceklerdi ya da günler öncesinden kendileri yıkayıp namaz öncesinde açacaklardı. Benim temizlik ağzımı açtırmayın." diye yükselmiştim biraz. Çünkü bayram anne tarafının ve dayımların ailesi temizliğe dokunmamış. Bize de denmedi. Yoksa sabahtan gidilirdi o zaman duş alınıp geri gidilirdi. Koskoca ev için 4 kişiydik. Sadece dayım ve nenem varken her zaman dip bucak temizlik yapılmıyordu. Tam aile olan dayımların evlerinde yapılması gerekirken onların evi tercih ediliyor ve temizlikte kimse yok, şaka gibi. Onun dışında da ağzımı açmadım. Bayram diye ve Allah rızası için yapıldığından onları fırçalamadım ve eve dönmedim. Dayımda etrafta dolanıp "Yapmayın, oturun. Gerek yok." tarzı laflar ediyor. Var ya kendimi zor tuttum "Yapılsaydı gerek olmazdı ama yapılmadığı için gayette gerek var ve gerizekalı gibi konuşacağına sadece eline sağlık de en fazla ve sus!" demedim. Cevap vermemeyi seçtim ama 5-6' dan sonra "Ne
Gadir-i Hum
Aşk paylaşımları Performans ve gösteriş: Çoğu paylaşım gerçek aşktan ziyade “bakın biz ne kadar mutlu ve mükemmel bir çiftiz” gösterisi. İnsanlar en romantik kareyi seçip filtre çekiyor, en duygusal caption’ı yazıyor. Gerçek hayatta o ilişki belki de o kadar parlak değil ama dışarıya “relationship goals” diye pazarlanıyor. Bu da samimiyetsizliği körüklüyor. - Algoritma tuzağı: Platformlar bu tarz içerikleri bilerek öne çıkarıyor çünkü en çok etkileşim (like, yorum, kalp) aşk ve ilişki paylaşımlarından geliyor. Sonuç? Feed’in yarısı sahte mutlulukla doluyor. İnsanlar da farkında olmadan “ben de böyle paylaşayım ki popüler olayım” diye taklit ediyor. Gerçek tartışmalar, düşünceler, sıkıntılar ise bastırılıyor. -Zehirli kıyaslama makinesi: Özellikle yalnız, yeni ayrılmış veya mutsuz hisseden insanlar için tam bir işkence. Scroll’ladıkça “herkes âşık, herkes mutlu, sadece ben mi boktan durumdayım” hissi yaratıyor. Bu da anksiyete, depresyon ve düşük öz-değeri besliyor. Sosyal medya aşkı romantize ederken, gerçek ilişkilerin zorluklarını, tartışmalarını, sıradanlığını gizliyor. Validation bağımlılığı: Birçok kişi partnerine değil, takipçilerine beğendirmek için paylaşım yapıyor. “Ona değil, like’lara âşık olmak” gibi bir hale gelmiş durumda. İlişki bittiğinde de o paylaşımlar siliniyor veya “ex” post’larına dönüşüyor. Tam bir duygusal istismar döngüsü. Gerçek hayattan kaçış Aşkı bu kadar çok konuşmak, aslında daha derin sorunları (ekonomi, siyaset, kişisel gelişim, yalnızlık salgını) konuşmamak için güzel bir kaçış yolu. Kolay, güvenli ve herkesin anladığı bir konu olduğu için eleştirel düşünmeyi köreltiyor. Kısacası bence bu aşırı aşk bombardımanı, hem ilişkileri hem de bireyleri daha sığ ve gösterişçi hale getiriyor. Gerçek aşk sessizce yaşanır, her anını sergilemek
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sosyal Medyanın Sahte Vaizleri ve Siyasetçi Çırakları Bir sabah uyanıyorsun, telefon eline alıyorsun ve ilk gördüğün şey ya “din elden gidiyor” diye feryat eden bir paylaşım, ya da “bu vatanı biz kurtaracağız” diye göğsünü gere gere atılan bir laf. Beğeni, yorum, paylaşım yağmuru altında akıyor her şey. Peki ya samimiyet? Gerçekçilik? Onlar nerede kaldı? Sosyal medya, dini ve siyasi konularda en çok konuşanların en az samimi olduğu yer haline geldi. Çünkü burada her şey gösteriye dönüştü. Camide namaz kılarken selfie çeken, oruç tutup iftar sofrasını story’ye koyan, ama insanlara karşı en ufak bir merhamet göstermeyen tiplerle doluyuz. Aynı şekilde, “ülke için yanıyorum” diye her gün paylaşımlar yapan, ama kendi ailesine, komşusuna, iş arkadaşına karşı en küçük bir fedakârlıkta bulunmayanlar da cabası. Neden mi samimi değiller? Çünkü samimiyet sessizdir. Gerçek inanç, gösterişe ihtiyaç duymaz. Gerçek vatanseverlik ise klavyede değil, günlük hayatta belli olur. Ama sosyal medya tam tersi bir ödül mekanizması kurdu: Ne kadar sert, ne kadar keskin, ne kadar “ben haklıyım, gerisi batsın” dersen o kadar çok etkileşim alıyorsun. İnsanlar da buna alıştı. Dini paylaşım yapanların çoğu, dinin güzelliğini yaşamak yerine, kendi egolarını beslemek için araç olarak kullanıyor. Siyasi paylaşım yapanların büyük kısmı da aslında fikir üretmiyor, sadece tribün yaratıyor. Bir de gerçekçilik meselesi var. Hayat griyken, sosyal medya her şeyi siyah-beyaz yapıyor. Ya “bizden olanlar melek”, ya “öbür taraf şeytan”. Orta yol yok, nuance yok, empati yok. Oysa gerçek hayatta en dindar dediğimiz insan bile hata yapabiliyor, en sevdiğimiz siyasetçi bile yanılabiliyor. Ama platformlarda bunu kabul etmek “zayıflık” sayılıyor. Bu yüzden herkes rol kesiyor. Rolünü ne kadar iyi oynarsa o kadar
Animasyon izlemeyeli çok olmuştu.. ☺️☺️
Sevmiş bulundum.
Zayıflama diyeti yapıyorum. Bol bol paylaşım yaparak kalori yakmalıyım. Anlayış gösterin :)