Canlı, hareketli bir ruh bazen hayatın sınırlarını aşar, tatmin edilemez olur; bu yüzden umutsuzluğa düşer, bir an için hayata küser; bu hal, hayatın sırlarını arayan ruhun sıkıntısıdır ...
Oblomov'un hayatı gibi bir uyuşukluğa düşmekten ödü kopardı. Fakat ruhun hareketsiliğe, uykulu bir hale düştüğü anları kovmak için linden geleni yapmasına rağmen günün birinde mutluluk ülyası yine yolunu keser, mavi gece yeniden çevresini sarar, u bir büyü gibi uyuşturur, içinde bir endişe, bir üzüntü, garip bir hüzün doğar, yorulmak bilmeyen dimağında önemli sorular birikmeye başlardı.