Yakıcı sorun şu, ben bunları hiç yapmadan yani bunca zahmete katlanmadan, üzerine çalıştığım sorunları iyi bir yapay zekaya sorsam, çok daha fazla netice alabileceğim hâlde niçin hâlâ geleneksel yollara sapıyor, kitaplarla, makalelerle boğuşuyorum? Dipnotlar, fişler biriktiriyor, klavye işçiliğine devam ediyorum. Yeni bir konuda araştırma yapmak, danışmak, tartışmak kitaplardan kitaplara koşturmanın bir anlamı kaldı mı?
Bugünün insanları olarak bizlere şöyle bir mesaj verir: "Biz sahabi nesli hayra doymayız. Bir iş yapınca sadece onu yeterli görmeyiz. 'Hel min mezid/ Daha ötesi yok mu? bilinci ile yürür, hayırlar çoğaltır, çeşitlendirir ve hep daha fazlasını yapmanın yollarını ararız."
O: her biri bir dağ olan, yiğitliğin sembolleri olan sahabe efendilerimiz içinde ilklerden, öncülerden, önden giden atlılardandır. Çok yol almasına rağmen bir çiçeği dahi ezmeyenlerden, geriye takip edilmesi için çok güzel bir örneklik bırakanlardan..
İman davası, Ümmet-i Muhammed ile başlayan bir dava değildi. Bu dava Hz. Âdem'in davasıydı, onun oğlu Habil'in davasıydı. Bu dava 950 sene "davam davam" diye inleyen Hz. Nuh'un davasıydı. Bu dava Hz. Musa'nın ve Hz. Hârun'un davasıydı. Bu dava Hz. Davud'un, Hz. Süleyman'ın davasıydı. Bu dava ateşlere atılan Hz. İbrâhim'in davasıydı. Bu dava keskin bıçağın önüne naif boynunu uzatan Hz.İsmâil'in davasıydı. Bu dava Hz.Zekeriyyâ'nın, Hz. Yahyâ'nın, Hz. Îsa'nın, Hz. Meryem' in davasıydı...