• 680 syf.
    ·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Belki de en çok alıntı yaptığım kitaplardan biri oldu ( çok alıntıyı sevmememe rağmen ). Pdf olarak okudum ama kesinlikle ilk fırsatta satın alacağım zira kendimi tutup paylaşmadığım bütün o cümlelerin altını çizmem gerek.

    Zihnim çok dağıldı kitap bittiğinde o yüzden nereden başlasam bilemiyorum. Gerçi böyle ses getiren kitapların incelemeleri benden kat kat yetkin kişiler tarafından yapılmış yada yapılıyor. Ben sadece hayranlığımı ifade etmeye çalışmalıyım.

    Edebiyatla sınırlı kalmayıp tarihe, psikolojiye, mitolojiye ve en çok da felesefeye dokunan harika bir şölendi. Tanıdığımız herkes vardı - bizim Hamlet'ten, cadı Lady Macbeth'e, zavallı Lear amcadan vecd halindeki Milton'a - ve bu da beni daha da içine çekti ( ismimi bir kaç kez görmemi de saymalıyım tabi :)). Felsefe cennetime kattığı yeni dokunuşlar için minnettarım Fernando Pessoa 'ya.

    Kitabı okumakta bu kadar acele etmemin sebebi biraz da bir arkadaşımın çok merak edip sevmesiydi. Onun da sabırsızlıkla beklediğini biliyorum.

    Zihninizin berrak ve psikolojinizin iyi olduğu bir zaman diliminde okuyun, benden tavsiye. Huzurla huzursuzluk arasındaki git-gelleriniz kötü psikolojiyle paralel gitmeyecektir.

    Şiddetle tavsiye ediyorum, okuyun, okutturun.
  • 166 syf.
    ·9/10
    Kitap Şuuru ekibinin mümtaz şahsiyeti ve değerli kalemi Zafer Saraç beyefendinin okduğu ve incelediği seyahatnamelerin titizlikle yapılmış incelemeleri ve gözlemi sonucunda bu güzel eser meydana çıkmış. Kalemine kuvvet ruhuna sağlık. Alan çalışması yapacak arkadaşlar veya seyyahların hangisi ne yazmış? diye merak edenlerin yıllar boyu başvurabileceği güzel bir çalışma şiddetle tavsiye ederiz.
  • 272 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Bizler toplum olarak ne kadar iyi kitap okuyucuları olsak da ön söz okuma alışkanlığımız pek yoktur. Ama sizden ricam bu kitabı okumaya karar verirseniz açıp ön sözünü okuyun. Orada okuma, okutma aşkıyla yanan bir eğitim neferinin samimi cümlelerini bulacaksınız. Öyle ki bu aşk sayın Oğuzhan Saygılı hocama kitap yazdırmış.
    Bazı cümleleri okurken "demek ki yalnız değilim, kitap okumak kadar okuduğunu paylaşabilmenin de önemli olduğunu düşünen eksikliğini hissedenler var" dedim.

    Hocam okuduğu kitaplara yaptığı incelemeleri 2008-2011 yılları arasında yerel gazetelerde yayınlamış. Sonra bu incelemeleri kitap haline getirmeye karar vermiş. İyi ki de bu kararı vermiş. Neden derseniz? 41 tane eseri incelemiş hocam ama bu kitabı sıradan bir inceleme kitabı olarak göremiyorum. Yazarların hayatları, edebî kişilikleri, bilinmesi gereken önemli noktalar gibi sıralayabileceğim herşey var kitabın içinde. Hiç başka bir kaynaktan araştırayım derdine düşmüyorsunuz. Hele ki yerinde yapılan alıntılar. İncelenen kitabın aynası niteliğinde.

    Bu açıklamalardan sonra gelelim içeriğine;
    Kitabımız dört bölümden oluşuyor.
    1. Bölüm- Başarı Hikâyeleri
    Tam yirmi iki tane eseri incelemiş hocam bu başlık altında. "Kişisel Gelişim kitabı okumam, bu kadar çok yayından nasıl seçeceğim" diyorsanız sizde benim gibi gönül rahatlığı ile bu kitabı rehber edinebilirsiniz ben öyle yapacağım.
    2. Bölüm- Batı'nın Gözüyle
    Burada da on dört eserin incelemesi yer alıyor. Yine birbirinden dikkat çekici, merak uyandırıcı eserleri incelemiş hocam.
    Hele biri var ki kesinlikle en kısa zamanda alıp inceleyeceğim. Hangisi derseniz " Avrupalı Karikatürlere Göre Abdülhamid ve Osmanlı Devleti". Okurken bile sinirlendiğimi hissettim.
    3. Bölüm- Osmanlı Çökerken
    Burada da on sekiz tane inceleme sizi bekliyor olacak. Öyle geniş bir başlık olmuş ki. Cemal Paşa'dan Puşkin'e... Ermeni sorunundan Sarı Kamış'a...Değindiği konular gereği tarihî incelemiş hocam desem abartı olmaz galiba.
    Bu başlık altında "Seferberlik Hikâyeleri" diye bir inceleme var ki okurken boğazımda taş, gözümde yaş oldu. Kitabın aslı ne hale getirir kim bilir beni diye düşündüm.
    4. Bölüm- Dost Acı Söyler
    Bölümün tamamı Fatih Kerimî'ye ayrılmış. Ve ne yalan söyleyeyim"Dost Acı Söylemiş".

    Kalemine, yüreğine sağlık kıymetli hocam.OĞUZHAN SAYGILI
    İyi okumalar.
  • 656 syf.
    ·32 günde·Beğendi·9/10
    Son Sefarad; Endülüs’ün işgali, Yahudilerin ve Müslümanların asimile edilmeye çalışılması, Son Sultan Ebu Abdullah’ın annesi Aişe Sultan’ın “Ağla oğul ağla! Zamanında savunmadığın vatanın için şimdi kadınlar gibi ağla!..” sözü, Engizisyon mahkemeleri, Kolombus, Şehzade Beyazıd, Sultan Beyazıd, büyük denizci Kemal Reis, Çaka Bey, Kara Mürsel hepsi birbirinden güzel, hepsini okumak, kitap film izliyor gibi ve zaten çok bilinmeyen bir dönem Sultan Beyazid dönemi, burada bu konuda bir çok yorum yapan ve kitabı inceleyen okursever arkadaşım olmuş, neredeyse hepsini okudum ve tamamına katılıyorum. Kitap çok güzel diğer incelemeleri okuyarak fikir sahibi olabilirsiniz.
    Benim kitapla ilgili olarak dikkatinizi çekmek istediğim konu Piri Reis,
    Piri Reis’in defterinden yazılı olduğu bölümler, yeni bir aydınlanma sağladı bana hiç gökyüzüne bakmıyoruz mesela kaldı ki baksa da metropollerdeki ışık kirliliğinden dolayı gökyüzünü bile göremiyoruz. belki bulunduğum ruh haliyle de ilgili olabilir bilemiyorum aklımda kalan kısımları;
    Piri Reis der ki ; "Satürn’ün güneş etrafında dönmesi 30 yıl, demek ki bir insan hayatının yarısı Satürn, Güneş’i bir kere dönmesi, Satürn’de iki yıl olduğu zaman insan hayatı bitiyor, İki Satürn dönümü bizim ömrümüz, Uranüs ise güneş etrafındaki yörüngesinde 85 yılda dönüyor, bu sürede biz doğuyor, büyüyor, evleniyor, çoluk çocuk sahibi oluyor, yaşlanıyor ve ölüyoruz yani ömrümüz Uranüste sadece bir yıl, Neptün’ün güneş etrafındaki dönüşü ise 184 yıl bir Neptün yılının yarısını bile yaşayamıyoruz" aklımda kaldığı kadarıyla böyledi.
    Demek istediğim bu kitabın bana kattığı, Engizisyon mahkemelerinin yapmış olduğu insanlık dışı işkenceler ya da Yahudilerin tarafımızdan kurtuluşu ya da şehzade Beyazit değil, insan ömrünün çok uzun olmadığı, bu hayatta bir çok şeyi çok fazla düşünüyoruz, çok fazla anlam yüklüyoruz, hoşgörülü olsak, saygılı olsak, dünyaya geliş amacımızı unutmasak, ömrümüz sadece iki yıl ben birinci yılı bitirdim, son bir yılım, güzel yaşayın, mutlu yaşayın, sevdiklerinizi unutmayın, sağlıcakla kalın ve kitapsız kalmayın.
  • 164 syf.
    ·10/10
    https://www.instagram.com/mimirtells/ (Kitap incelemeleri, önerileri, eleştirileri ve alıntılar için.)

    amuel Taylor Coleridge tarafından romantisizm akımının ünlü olduğu 18.yüzyılda yazılan bir epik tadındaki 7 bölümden oluşan şiiri.

    Kitaba ismini veren Yaşlı Denizci'nin Düğün Davetlisi'ne denizde başından geçenleri anlatmasını konu alıyor kitap. Yaşlı Denizci, denizde yol alırken karşısına bir albatros çıkıyor ve bir anda onu vurup öldürüyor. Denizci'nin bunu neden yaptığı konusunda pek bir fikri yok, okuyucuya da pek belli olan bir konu değil. Fakat albatros öldükten sonra Denizci ve onun yanındakilerin başına gelmeyen kalmıyor. Uzun ve çok zor bir yolculuk sonunda Denizci sonunda karaya ulaşıyor.

    Kitapta doğa ve tanrı temaları işleniyor. Romantisizm akımında doğanın tanrının güzelliğini ve bilgeliğini yansıttığına inanılıyordu. Albatrosu öldürmekten bir nevi tanrıya karşı koymak olduğu için Denizci'ye ders olsun diye başına gelmedik kalmıyor fakat ne zaman Denizci albatrosu öldürdüğü için pişman oluyor işte o zaman kurtuluyor denizden. Fakat yine de başına gelenleri dünyayı gezerek insanlara anlatmaya devam ediyor. (bir nevi tövbe ve pişmanlık göstergesi olarak)

    Çevirisini oldukça başarılı bulduğum (18.yüzyıl ingilizcesiyle yazıldığı için oldukça karışık) çok güzel bir kitap. İçindeki illüstrasyonlar da çok ilgi çekiciydi. Şiirin orjinal dilinde koyulması da güzel olmuş. Sir Ian McKellen'ın kendi sesiyle bu şiiri okuduğu videoyu da izlemenizi tavsiye ediyorum.
  • 414 syf.
    ·4 günde·10/10
    "Bekaret hakkında bildiğinizi sandığınız her şey yanlış."

    Bu cümleyle başlıyor Blank kitaba. Uzun süren kapsamlı incelemeleri sonunda kendisi de şaşırarak öğrendiği her şeyi bize aktarıyor.

    Bekaret nedir? Toplumsal açıdan nedir bilimsel açıdan nedir? Anatomik olarak bekaret tanımlanabilir mi? Tıp, tarih boyunca bekareti nasıl tanımladı? Korunmalı mı yoksa hemen kurtulmak mi gerekir? Kaç çeşit bekaret vardır? Birinin bakire olup olmadığı anlaşılabilir mi? Tarih boyunca hangi yöntemlerle anlaşılmaya çalışıldı? Geleneksel kabileler bekareti nasıl anlıyor? Din bu tartışmaların neresinde? Kadınları rahibe olmaya iten sebep sadece bakire kalma çabası mıydı? Günümüzde devlet, toplum ve bilim bunun neresinde?

    Bunun gibi bir çok soruya cevap bulunabilecek çok kapsamlı bir kaynak. Konuyu bilimsel, tarihsel ve sosyolojik pek çok açıdan ele alıyor. Neredeyse yazılı çoğu kaynak elden geçirilmiş ve siz kitapta bunların kaba bir özetini okuyorsunuz. Yakın tarih anlatılırken de çok büyük kesimlere hitap eden dizilerden yayimlanan kitaplara pek çok kaynak yorumlanıyor. Yazar sizi ilk düşünürlerin kitaplarından alıyor son zamanlardaki yasal düzenlemelere kadar getiriyor.

    Kesinlikle alıp bir solukta okunacak bir kitap değil. Yazı dili aslında akıcı ama bütün insanlık tarihini bir konu üzerinden bir anda okumak pek verimli olmayabilir. Bu yüzden sindirilerek okunmalı hatta araştırılarak da.

    Çok güzel tarihi olaylar var. Bekaret bağlamında yeniden yorumlanıyor. Bunun için öncesinde bahsi geçen olaylar araştırılırsa bence çok daha verimli bir okuma olmuş olur.

    Zor bir okumaydı. Insanlığın her döneminde başka şekillerde kendini gösteren "bekaret" bilinci hakkında bilgi edinmek isteyen herkesin başvurmak isteyeceği başucu kitabı niteliğinde bir eser.
    Hanne Blank
    Bekaretin ‘El Değmemiş’ Tarihi