“Bu kelimeleri yazarken adlarınızın üstüne göz yaşlarım damlıyor… Bir daha hiç karşılaşmayacağız.
Ah, sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız. Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösterebiliriz sevgimizi…
Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz.
Babanız, özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canını vermiş bir kurbandır.
Size miras olarak şerefli bir ad ve tamamlanacak bir görev bırakıyorum…
Onu koruyun, bu yolda yürüyün. Kendinize karşı doğru olun, o vakit başkalarına karşı sahte olamazsınız. Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun…
Anneniz!… O kadınların en yücesi, en şereflisidir. Onu sevin, sayın ve öğütlerine uyun…
Çocuklarım, değerli varlıklarım; bu mektubu yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocukları için ölen bir çok kişinin ölüm yıldönümlerinde de okumanızı istiyorum.
Yavrularım, elveda…”
Babanız: Albert R. PERSONS
Yukarıdaki satırlar; Yer Amerika…
Yıl 11 Kasım 1887…
Dört yiğit işçi önderi Albert PERSONS, Adolph FİSCHER, George ENGEL ve August SPİES 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam ediliyorlar…
Bu dört yiğit insan idam sehpalarına başları dik, boyun eğmezliğin simgesi olarak çıktılar.
Albert PERSONS’un idam sehbasına gitmeden önce, çocuklarına yazdığı mektuptaki satırlar işçi sınıfı kahramanlarının savundukları davaya bağlılıklarını, özlem, duygu ve düşüncelerini o kadar güzel bir şekilde anlatıyor ki…
Albert PERSONS'a, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek sözlerini söyledi: