50 genç insan... Her biri müzik endüstrisinin bir parçası(ya da kurbanı)... Hepsine ait en çarpıcı ortak nokta 27 yaşında ölmeleri... İşte karşınızda 27'ler Kulübü...
Göz önünde olan sadece altısıydı... (Hatta en son hayatını kaybeden Winehouse en çok ses getirendi) Bu altı kişinin hayatları ve ölüme giden süreçleriyle ilgili yazılmış geniş çaplı bir araştırma kitabı olarak yorumlayabilirim bu kitabı. Öznel yargılardan uzak, mistik olmaya çalışmadan, gerçek bilgiler, belgeler ve yakın çevrenin görüşleriyle oluşturulmuş sarsıcı bir eser. Yazarın bu kitabı yazarken harcadığı emeğe büyük saygı duydum.
Rock Müzik tarihini çok iyi bilen biri için, bu kitap fazla katkı sağlamayabilir belki ancak benim için oldukça etkileyici bir kitaptı. Biyografileri okumayı zaten çok severim. Bu kitap benim çok içinde bulunmadığım bir dünyayı yansıttığı için ilgimi kaybetmeden okumamı sağladı.
Kitabın altı kahramanını yaşadıkları dönemin ve o dönem içinde bulundukları müzik piyasasının koşulları çerçevesinde anlamaya çalıştım. Bazen onlar için çok üzüldüm. Beri yandan da, IQ olarak bu kadar zeki olmalarına karşın vasat seviyede zekaya sahip birinin yapmayacağı hataları nasıl yaptıklarına anlam veremedim. Hayatlarını bozuk para gibi harcamalarına öfkelendim.
Bazen annelik içgüdüm ağır bastı öyle okudum, bazen sadece şarkılarını ve yaptıkları müziğe hayranlık duyan dinleyicileri gibi hissetmeye zorladım kendimi. Kısacası oldukça karışık bir kafa ve hislerle bitirdim kitabı.
Çocuğuma okutmak ister miyim ileride? Kesinlikle evet...
Keşke o altı kişi de yaşasaydı ve her biri kendi otobiyografilerini yazabilseydi...
Aileleri onların ölümünden sonra ihya olmuş. İşin en ironik tarafı, hepsinin malum sona gidişinde, ailevi probleminin kopuk aile ortamlarının etkisinin çok büyük olmasıdır. "Ben