47 Gün (Sultan Abdülaziz'in Avrupa Günlüğü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
540
Gösterim
Adı:
47 Gün
Alt başlık:
Sultan Abdülaziz'in Avrupa Günlüğü
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
260
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058735941
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Abm Yayınevi
Saat dörtte top sesleri duyuldu. Bunlar hükümdarın Saltanat kayığı ile Dolmabahçe Sarayı'ndan ayrıldığının işaretiydi. Bu atışları Boğaz'ın iki yakasındaki gemiler ve istihkamlardan atılan top atışları takip etti. Dolmabahçe Sarayı önlerinde demirlemiş ve devrin en kıymetli harp gemileri olan fırkateynlerden verilen ahenkli salvo cevapları ile şehir adeta yerinden oynuyordu. Bu sesler Al-i Osman padişahının payitahtından ayrılmak üzere olduğunu bildiriyordu.

Adalara kadar koskoca deniz sahası vapur, mavna, çektiri, kayık, sandallarla dolmuştu. Yabancı sefaret mensupları sıra sıra dizilmişler, Osmanlı sancaklarıyla donanmışlar, gündüz olmasına rağmen havai fişeklerle padişahı uğurluyorlardı. Aziziye uskurlu fırkateyni ile birlikte Al-i Osman Padişahına eşlik edecek Orhaniye adlı zırhlı fırkateynin benzeri Rus donanmasında dahi bulunmuyordu.

Altı yüz yılı geçen Osmanlı İmparatorluğu'nun 36 Padişahı içinde Avrupa merkezlerine ilk ve son olarak giden tacidarın 47 günlük yolculuğunun anıları, olayları dudaklarınızda tebessümler yaptıracak.

Gezide Osmanlı Sultanı Abdülaziz'in yanından ayrılmayan ve Avrupa'ya giden ekibin en yaşlısı olan İstanbul Şehremini Ömer Faiz Efendi, tuttuğu günlüklerde padişahının sosyal anatomisini verirken, Yeni Osmanlılar hareketini başlatan Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi, Mustafa Fazıl Paşa'nın Sultan'la ilişkilerinin bilinmeyen yönlerini anlatıyor. Bilimde, teknolojide, sanatta, ticarette hızla yol alan Avrupa devletlerinin Osmanlı padişahına göz kamaştıran ve bütün dünyada çok geniş yankılar uyandıran bir ilgi gösterdikleri görülüyor. Bütün Avrupa'nın gündemini oluşturan bu gezi Paris'te başlayarak Almanya, Belçika, Avusturya ve İngiltere'ye kadar devam etti. Sultan Abdülaziz Paris'ten ayrılırken Le Figaro gazetesi Fransız halkının intibalarını manşetinden şöyle yorumluyordu:

''Osmanlı Sultanı Fransızların kalbini de beraberinde götürüyor''

Kıdemli tarihçi Cemal Kutay'ın, ömrünü verdiği arşivinden, konularına gerçek değerini getiren yayınlanmamış kaynaklar ve hatıralardan oluşturduğu belgesel kitabı böylesine bir çalışmanın ve inancın ürünü.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Paris

Ekip Paris’e vardıklarında Ömer Faiz Efendi de protokol gereği Paris Belediye Başkanı ile görüşür. Paris'te o esnada büyük bir imar vardır… Paris Belediye Başkanı Paris için yaptıklarını ve bu imar için harcadıkları parayı anlatır... Sonunda Paris Belediye Başkanı Ömer Faiz Efendi’ye sorar: “İstanbul belediyesinin bütçesi ne kadardır?” Osmanlıda henüz bütçe kavramı olmadığı için Ömer Faiz Efendi tahmini bir rakam söyler… Paris Belediye Başkanı ‘’Bu parayla hiçbir şey yapılmaz ki!” deyince Ömer Faiz Efendi de cevap verir: “Zaten biz de hiçbir şey yapmıyoruz ki!”
Viyana

Ekip Viyana’ya geldiklerinde Ömer Faiz Efendi günlüğüne şunları yazar:

‘’Viyana Avrupa'nın sanat hayatında ne büyük merkez olduğunu o gece Ander Wiev Tiyatrosu'nda anladık. Çıktığımız zaman adeta bir rüya âlemi içindeydik. Yanımdaki Halimi Efendi biraderime: ‘Azizim, bizler bin bir gece masallarını kitaplarda okuruz, bunlar kitaptan almışlar, sahneye koymuşlar. Bizimkisi hayal, onlarınki hayat…’

…Sokaklarda halk bize tecessüsten çok sevgiyle bakıyordu. Halil Paşa, Almancasıyla laf yetiştiriyordu. Bir genç hanım niçin çoğumuzun sakallı olduğunu sordu. Cevap olarak meşhur laftır 'sözümüzün dinlenmesi için' dedim. O zaman masmavi, güzel gözlerini hayretle açarak, hanım kız ikinci bir sual sordu: ‘Peki hepiniz sakallı olduğuna göre kim kimin sözünü dinleyecek!’ ‘’

Doğru ya, herkes sakallı olunca kim kimin sözünü dinleyecekti ki?
Gezi sona ermiştir…

Dönüşte Sadrazam ve paşaların da yer aldığı bir toplantıda ‘’Avrupa seferi’’ ve “Batı’nın nesini alalım...” konusu tartışılırken Ömer Faiz Efendi söze girer: ‘’Paşa hazretleri bu memleketlerden her şeyi alalım, hatta Müslümanlığı bile alalım.’’

Sadrazam dâhil herkesi şaşırtan sözlerine Ömer Faiz Efendi şöyle açıklık getirir:

‘’Evet Paşa hazretleri, evet efendimiz. Müslümanlığı da bu memleketlerden alalım, çünkü onlar ilim, irfan, medeniyet, çalışkanlık, adalet, müsavat ve liyakatleri ile Müslümanlığın asıl emirlerini Hıristiyan oldukları halde tatbik ediyorlar, yani bilmeden hidayete mazhar olmuşlar... Cehaleti bırakıp ilmi, iptidailiği bırakıp medeniyeti, tembelliği bırakıp çalışkanlığı, el emeği biçareliğini bırakıp makineyi, şehirlerde ve köylerde pisliği bırakıp temizliği, üfürüğü bırakıp ilacı, deveyi bırakıp treni, yelkeni bırakıp uskurlu gemiyi alır, kadın erkeğimizle birlikte hem dinin hem devletimizin bekasını ve izzü şan ile devamını temin ederiz.”
“Matbaayı iki yüz yetmiş yıl sonra benimsemiştik. Buharı devlet kabul etmiş, halk ürkmüştü. Üzerine bastığımız medeniyet anlayışı devrini tamamlamıştı. Sultan İkinci Mahmud’un 1830 yılında, Moskofların nasıl güçlenerek Osmanlı devletini gerilettiğini anlamak için Rusya’ya gönderdiği eniştesi Damad Amiral Halil Paşa şöyle diyordu: ‘Şevketmeap... Bizde şehirlerde kadın kafes arkasındadır, erkek meydandadır. Köylerde ise kadın tarladadır, erkek kahvelerdedir. Yani bizim nüfusumuz milli hayatta daima yarımdır, tam değildir. Avrupa’da ise kadın da, erkek de, umumi yaşama içinde kıymettirler ve her ikisi birleşerek milleti teşkil ediyorlar. Bizler önce bu ayrı iki yarımdan bir tam çıkarmaya mecburuz.’ Sultan Aziz, 1867 Paris Milletlerarası Sergisi’nin şeref misafiri olarak, Osmanlı padişahları içinde ilk tacidar hüviyeti ile Batı’yı ziyaret ederken, ülkesindeki manzara, Amiral Halil Paşa’nın 1867’den 37 yıl önce çizdiğinin aynı idi.”
Avrupa’yı ziyaret eden ilk ve son padişah olan Abdülaziz’in 1867 yılındaki bu gezisi 47 gün sürer. Avrupa’da geçen günler heyettekiler için heyecan vericidir. Heyette yer alan Hafız Ömer Faiz Efendi son derece samimi, cesur, açık sözlü biridir. Dönüşte Sadrazam ve paşaların da yer aldığı bir toplantıda Avrupa seferi ve “Batı’nın nesini alalım...” konusu tartışılırken Ömer Faiz Efendi söze:
- Paşa hazretleri bu memleketlerden her şeyi alalım, hatta Müslümanlığı bile alalım, diye girer...
Sadrazam dahil herkesi şaşırtan sözlerine Faiz Efendi şöyle devam eder:
- Evet Paşa hazretleri, evet efendimiz. Müslümanlığı da bu memleketlerden alalım, çünkü onlar ilim, irfan, medeniyet, çalışkanlık, adalet, müsavatları ile Müslümanlığın asıl emirlerini Hıristiyan oldukları halde tatbik ediyorlar, yani bilmeden hidayete mazhar olmuşlar... Cehaleti bırakıp ilmi, iptidailiği bırakıp medeniyeti, tembelliği bırakıp çalışkanlığı, el emeği biçareliğini bırakıp makineyi, şehirlerde ve köylerde pisliği bırakıp temizliği, üfürüğü bırakıp ilacı, deveyi bırakıp treni, yelkeni bırakıp uskurlu gemiyi alır, kadın erkeğimizle birlikte hem dinin hem devletimizin bekasını ve izzü şan ile devamını temin ederiz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
47 Gün
Alt başlık:
Sultan Abdülaziz'in Avrupa Günlüğü
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
260
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058735941
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Abm Yayınevi
Saat dörtte top sesleri duyuldu. Bunlar hükümdarın Saltanat kayığı ile Dolmabahçe Sarayı'ndan ayrıldığının işaretiydi. Bu atışları Boğaz'ın iki yakasındaki gemiler ve istihkamlardan atılan top atışları takip etti. Dolmabahçe Sarayı önlerinde demirlemiş ve devrin en kıymetli harp gemileri olan fırkateynlerden verilen ahenkli salvo cevapları ile şehir adeta yerinden oynuyordu. Bu sesler Al-i Osman padişahının payitahtından ayrılmak üzere olduğunu bildiriyordu.

Adalara kadar koskoca deniz sahası vapur, mavna, çektiri, kayık, sandallarla dolmuştu. Yabancı sefaret mensupları sıra sıra dizilmişler, Osmanlı sancaklarıyla donanmışlar, gündüz olmasına rağmen havai fişeklerle padişahı uğurluyorlardı. Aziziye uskurlu fırkateyni ile birlikte Al-i Osman Padişahına eşlik edecek Orhaniye adlı zırhlı fırkateynin benzeri Rus donanmasında dahi bulunmuyordu.

Altı yüz yılı geçen Osmanlı İmparatorluğu'nun 36 Padişahı içinde Avrupa merkezlerine ilk ve son olarak giden tacidarın 47 günlük yolculuğunun anıları, olayları dudaklarınızda tebessümler yaptıracak.

Gezide Osmanlı Sultanı Abdülaziz'in yanından ayrılmayan ve Avrupa'ya giden ekibin en yaşlısı olan İstanbul Şehremini Ömer Faiz Efendi, tuttuğu günlüklerde padişahının sosyal anatomisini verirken, Yeni Osmanlılar hareketini başlatan Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi, Mustafa Fazıl Paşa'nın Sultan'la ilişkilerinin bilinmeyen yönlerini anlatıyor. Bilimde, teknolojide, sanatta, ticarette hızla yol alan Avrupa devletlerinin Osmanlı padişahına göz kamaştıran ve bütün dünyada çok geniş yankılar uyandıran bir ilgi gösterdikleri görülüyor. Bütün Avrupa'nın gündemini oluşturan bu gezi Paris'te başlayarak Almanya, Belçika, Avusturya ve İngiltere'ye kadar devam etti. Sultan Abdülaziz Paris'ten ayrılırken Le Figaro gazetesi Fransız halkının intibalarını manşetinden şöyle yorumluyordu:

''Osmanlı Sultanı Fransızların kalbini de beraberinde götürüyor''

Kıdemli tarihçi Cemal Kutay'ın, ömrünü verdiği arşivinden, konularına gerçek değerini getiren yayınlanmamış kaynaklar ve hatıralardan oluşturduğu belgesel kitabı böylesine bir çalışmanın ve inancın ürünü.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Hbasmaz
  • Kitapsever

Kitap istatistikleri