Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 50 dk.
Sayfa Sayısı:
312
Basım Tarihi:
2020
İlk Yayın Tarihi:
1976
Yayınevi:
Erkam Yayınları
ISBN:
9789756247891
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Ciltli
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·285 syf.··
2019 24. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2019 18:30
Kitap Nakşibendi tarikatinin incelikleri ve âdâbından bahsetmekle birlikte Peygamberimiz (s.a.s)'den Şâh-ı Nakşibend Mevlâna Halid-i Bağdadî Hz.'lerine kadar ortak bir silsile olan meşayih-i kiram efendilerimizin hayatlarına da kısa kısa yer vermiş. Bunun ötesinde tasavvûfî bir yolda ifrat ve tefrit noktasında olmaksızın nasıl yürünmesi gerektiğini ince ince anlatıyor.
Din
ÂdâbMuhammed Bin el-Hani · Erkam Yayınları · 201465 okunma
Adab
10/10
·285 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2019 09:38
Zengin bir kitap. Tasavvufi görüşlere ve inceliklere değiniyor içinde bir çok Mu'tasavvufun hayatları ve sözleri de yer alıyor. Okumanızı tavsiye ederim insanı manen geliştiriyor hiç şüphesiz.
Din
ÂdâbMuhammed Bin el-Hani · Erkam Yayınları · 201465 okunma
9/10
·285 syf.··
2020 5. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2020 16:07
“Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim, mahlukatı yarattım” (Süyûti, ed-Dürerü'l-Müntesire, s. 125; Ali el-Kàrî, el-Esrârü'l-Merfûa', s. 273). Bu hitaba ilk önce muhatab tabiki insan. Eşref-i Mahlukat olan ademoğlu. Hep arayış içinde olması o hazineyi bulma isteğinin fıtratına nakşedilmesi olabilir mi bilmem ama, bulmaya yaklaşanlar hep arayanlar olmuş. Tabi bu arayışın usul ve kaidelerini bulması da gerekmiş. Uzun olan kısmı var, daha kestirme ve çabuk kısmı da var. Kimi bu işten habersizce ömür sermayesini bitirirken, yolun çetrefilli ve uzun olması aramasına sonuç bulamadan kimisinin ömrü vefa etmemiş. Bazısı bu işin kısa ve sağlam yolunu bulmuş da kısa sürede sultanlardan bir sultan olmuş. Hem dünyada hem de ahirette. Olması kesinlikle lazım, isteyene mecburi, istemeyene zoraki olmayan bu hazineyi keşfetme yolu, belli adap, edep ve kurallarla çevrili. İnce ince işlenmiş. Ömrü boyunca ibadetle uğraşan bu yolda mesafe kat edemezken bir ah çeken kanatlanıveriyor menzile doğru. Nice saltanat, güç ve kuvvet sahibi, bırakıp bu kamburları sırtından, erimek için kapısında geceliyor bu yolun. Kitap hakkında genel bilgilere merak edenler rahatça ulaşabilir. Ancak kalabalıklar içinde bile kendinizi yalnız hissettiğiniz zamanlarda, yalnızken de tüm dünyaya sahip gibi olduğunuz anlarda neden Rad Suresinin 28. ayetine muhatap olduğumuzu, bize, edep, adap, usul ve vusule dair noktaları anlatmaya çalışan, bir damla sekinet isteyenlerin okuması gereken satırlardır vesselam.
ÂdâbMuhammed Bin el-Hani · Erkam Yayınları · 201465 okunma

Yazar Hakkında

Muhammed Bin el-HaniYazar · 3 kitap
Hadîs hâfızı, büyük velî ve âlimlerden. Künyesi Ebû Bekr’dir. 873 (H.260) târihinden sonra vefât etti. Ahmed bin Hanbel’in talebesidir. Ondan çok meseleler nakletti. Bunları mevzularına göre yazdı. Affân bin Müslim, Muâviye bin Amr, Süleymân bin Harb, Ebû Velîd et-Tayâlisî, Nuaym bin Hammâd, Ebû Tevbe Rebî’ bin Nâfî’ gibi âlimlerin derslerini dinledi. Ondan da Nesâî, Mûsâ bin Hârûn, İbn-i Sa’îd, Ali bin Ebû Tâhir el-Kazvînî, Ömer bin Muhammed bin Îsâ el-Cevherî gibi âlimler de rivâyette bulundular. Bekr el-Hilâl diyor ki: “O, hadîs ilminde hâfız, kıymetli ve yüksek bir âlimdir. Zamânın büyük âlimlerinden, Âsım bin Ali, Bağdat’a gelmişti. Kendisinden istifâde edebileceği bir âlim aradı. Ahmed bin Muhammed el-Esrem’le görüştü. Onun ilmini beğendi ve çok takdir etti.” Ebû Kâsım bin Cîlî dedi ki: “Yanımıza birisi geldi. Namazla ilgili, İbn-i Ebî Şeybe’nin kitabında bulunmayan bilgileri bana yazacak bir âlim arıyorum.” dedi. Biz kendisine; “Ebû Bekr el-Esrem’den başka bunu yapacak birisini bilmiyoruz.” dedik. Sonra, Ebû Bekir el-Esrem’e kâğıt verildi. Namazla ilgili altı yüz sayfa yazdı. İbn-i Ebî Şeybe’nin kitabı ile karşılaştırdığımızda, yazdıklarının hiçbirisi onda yoktu.” Yahya bin Maîn ve başka âlimler; “O, çok zeki ve meseleler üzerinde dikkatli bir âlimdir.” dediler. Buyurdu ki: “Hocam Ahmed bin Hanbel’in, meclisten kalktığı zaman “Sübhânekellahümme ve bihamdike” dediğini işitir, devâmını anlayamazdım. Sadece dudaklarının hareketini görürdüm. Fakat zannediyorum, mecliste yapılan hatâlara keffâret olması için Resûlullah efendimizden rivayet edilen şu mübârek sözleri söylüyordu: Sübhânekellahümme ve bihamdike, eşhedü enlâ ilâhe illâ ente, estagfirüke ve etûbu ileyk.” Ahmed el-Esrem sohbetlerinde büyüklerden bahseder, insanların istifade etmesi için nakiller yapardı. Şöyle nakletmiştir: Abdullah ibni Mes’ûd buyurdu: Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine tâbi olunuz. Resûlullah efendimizin zamânında ve onun dört halîfesi zamanlarında bulunmayıp, dinde sonradan meydana çıkarılan ve ibâdet olarak yapılan, her türlü söz, iş ve usûl olan bid’atleri yapmayınız. Her bid’at, dalâlet ve sapıklıktır. İbn-i Ömer: “İnsanlar güzel görse bile, her bid’at dalâlettir.” Ebû Mûsâ: “Allahü teâlânın ilim verdiği kimse, onu, insanlara öğretsin. Fakat, bilmediği şeyi söylemekten sakınsın. Yoksa, kendisini ilgilendirmeyen bir şeye karışmış olur, dinden çıkar.” İbn-i Mesûd: “Sizden birine, bilmediği bir şey sorulduğu zaman, bilmediğini îtiraf etsin, utanmasın.” “Kişiye bilmediği sorulunca, Allahü teâlâ bilir demesi, ilimdendir.” Rebî bin Haysem: “Kişi bilmediği halde bu haramdır, bu men edilmiştir demekten sakınsın. O zaman Allahü teâlâ ona, yalan söyledin, buyurur.” İbn-i Abbâs: “Dosdoğru ol. Bid’attan ve bid’atçı olmaktan çok sakın.” Şa’bî radıyallahü anh: “Bilmiyorum demek, ilmin yarısıdır.” buyurmuşlardır. Ahmed bin Muhammed Hânî el-Esrem’in sünnetlerle ilgili çok kıymetli bir kitâbı vardır. Bu eser, onun hadîs ilmindeki yüksek derecesini gösterir. Ayrıca Ilel-ül-hadîs ve Nâsıh-ül-Hadîs Mensûhuhu isimli eserleri de vardır.