Ahşap Saraylar: Kaybolan Kent Hayalleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Ahşap Saraylar: Kaybolan Kent Hayalleri
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
120
Format:
Ciltli
ISBN:
9789758599035
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
Doğan Kuban, Osmanlı mimarlığının çok önemli bir tipi olarak değerlendirildiği, bugün izlerine ancak eski gravür ve fotoğraflarda rastlanan ahşap sarayları ''görünür'' kılma çabasını yansıtıyor kitabında. Çalışmasını, ''ahşap sarayların taşıdığı estetik mesajı anlamaya çalışmak'' olarak niteliyor. Kitap, ''İstanbul'da Büyük Saray Sorunsalı; Ahşap Saray Geleneği İçinde Kasırlar; Kent Duvarı Olarak Büyük Saraylar; Dünya Saray Mimarisi Kavramı İçinde Osmanlı Sarayları; Sarayların Kullanımı; Sarayların Kadın Patronları'' başlıkları altında söz konusu konut tipolojisini çeşitli bağlamlar içinde değerlendiriyor.
Kitabın önemli bir özelliği, Ahşap sarayın yabancı gezginlerin gravürlerinden yararlanarak Doğan Kuban tarafından yapılan restitüsyonları içeriyor olması.

İnsanlar diğer insanları, doğayı, dağları, ırmakları, kentleri, sokakları, evleri dış yüzeyleriyle tanırlar. Hatta en yakın olduğumuz şeyleri bile dış görünümleriyle anımsarız. Günlük yaşamda maddi dünya ile ilgili doğal ve tek algılama yolu budur. Sanat ve mimari tarihi de görsel anılar olarak başlar, sonra tarihçiler, arkeologlar ve bilim adamları bunlara ilişkin daha ayrıntılı içerikleri keşfederler. Geoffrey Scott 'mimarlık bizi doğrudan etkileyen bir sanattır' derken görsel olanla kurulan ilişkinin önemini vurgulamak istemişti. Bu, Türk kültürünün pragmatik doğasına da aykını bir düşünce değildir.-(Önsöz´den)-
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
...yine de mimaride yerel geleneklere hayır demeyen türkler'in, konut mimarilerini kendi gönüllerine göre geliştirdikleri ve "bu dünyanın geçiciliği" felsefesine gerçekten sadık kalarak, konutlarını da ahşap yapmaya devam ettikleri söylenebilir. başkenti zaman zaman yok eden yangınlara karşın ahşap yapıda ısrar edilmesi, bir dünya görüşü sorunu olduğu kadar pratik bir sorundu. çünkü ahşap inşaat kısa sürede bitirilen, malzemesi civarda hâlâ bol olan ormanlardan gelen, eğer halk konutu ise, hassas bir işçilik istemeyen, strüktürün kabalığının, dikkatli bir kaplama ve sıva ile ortadan kaldırılması kolay olan bir yapı türüydü. ahşap bir yapıda kâgir yapı zorluklarının büyük bir bölümü yoktur. temel sorunu da daima kolaylıkla çözülebilir. doğrusu istenirse, eğer yangın sorununa bir çözüm bulunabilse ve evler dar sokaklar üzerinde birbirlerinin üzerine çıkar gibi dizilmeselerdi, istanbul gibi bir deprem kentinde, yapılanlara pek de yanlış diye bakamayacaktık."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ahşap Saraylar: Kaybolan Kent Hayalleri
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
120
Format:
Ciltli
ISBN:
9789758599035
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
Doğan Kuban, Osmanlı mimarlığının çok önemli bir tipi olarak değerlendirildiği, bugün izlerine ancak eski gravür ve fotoğraflarda rastlanan ahşap sarayları ''görünür'' kılma çabasını yansıtıyor kitabında. Çalışmasını, ''ahşap sarayların taşıdığı estetik mesajı anlamaya çalışmak'' olarak niteliyor. Kitap, ''İstanbul'da Büyük Saray Sorunsalı; Ahşap Saray Geleneği İçinde Kasırlar; Kent Duvarı Olarak Büyük Saraylar; Dünya Saray Mimarisi Kavramı İçinde Osmanlı Sarayları; Sarayların Kullanımı; Sarayların Kadın Patronları'' başlıkları altında söz konusu konut tipolojisini çeşitli bağlamlar içinde değerlendiriyor.
Kitabın önemli bir özelliği, Ahşap sarayın yabancı gezginlerin gravürlerinden yararlanarak Doğan Kuban tarafından yapılan restitüsyonları içeriyor olması.

İnsanlar diğer insanları, doğayı, dağları, ırmakları, kentleri, sokakları, evleri dış yüzeyleriyle tanırlar. Hatta en yakın olduğumuz şeyleri bile dış görünümleriyle anımsarız. Günlük yaşamda maddi dünya ile ilgili doğal ve tek algılama yolu budur. Sanat ve mimari tarihi de görsel anılar olarak başlar, sonra tarihçiler, arkeologlar ve bilim adamları bunlara ilişkin daha ayrıntılı içerikleri keşfederler. Geoffrey Scott 'mimarlık bizi doğrudan etkileyen bir sanattır' derken görsel olanla kurulan ilişkinin önemini vurgulamak istemişti. Bu, Türk kültürünün pragmatik doğasına da aykını bir düşünce değildir.-(Önsöz´den)-

Kitap istatistikleri