Altkültür (Toplumsalın Parçalanışı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
190
Gösterim
Adı:
Altkültür
Alt başlık:
Toplumsalın Parçalanışı
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395005
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Subculture
Çeviri:
Nihal Demirkol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Kimiz biz? Toplumsal varlığımızı ortaklıklar mı, yoksa farklılıklar mı tanımlıyor? Aynı toplum içinde yaşarken bizi birleştiren nedir? Yoksa toplum denen denizde birer ada mıyız? Sosyolojinin merkezine oturan “toplum” kavramı bu adacıkları zorla birbirine bağlayan keyfi bir analiz aracı, “birlik ve beraberlik” söylemi uyum yerine çatışma yaratan bir istek olmasın? Toplum ve toplumsallık üzerine çok fazla düşünülmüş olmasına rağmen farklılık bilgisi çok az, neden? Bir proje olarak sıkça tasarlanan toplumsallığın barındırdığı sonu gelmez çatışmaların bir nedeni de “farklılık” bilgisinin eksikliği olamaz mı? Belki de artık incelenmesi gereken “ortaklık” kültürü değil, “farklılık” kültürüdür! Peki, bu tartışmaların arasına sıkışmış olan “altkültür” nedir?

Altkültür kavramı Chris Jenks’e göre toplumbilimlerinin yüzleşmesi gereken önemli bir paradoksu barındırır. Altkültür fikri farklılığı yalıtsa da farklılık odağındaki ortaklığı anlatır. Jenks, bu kavramın toplum bilimler içerisindeki çözümlemesiyle işe başlıyor; Tönnies, Durkheim ve Marx ile Weber gibi usta kuramcıların çerçevesinde yaptığı arkeolojik kazıyla, altkültürün tarihöncesini açığa çıkartıyor. Parsons’ın sistemler sosyolojisi ile birlikte kavramın son yapısal izi sürülürken, Stuart Hall ve Birmingham Okulu’nun çığır açan eserleri, Althusser ve Gramsci’nin ideoloji anlayışıyla birlikte kavramın haritasını tamamlıyor. Jenks’in gözler önüne serdiği bu haritada ilkel toplumların tabuları, organik ve mekanik yapılar, iç içe geçmiş sistemler, kapitalizmin gözden çıkardığı lümpenler, toplumsallaşan benlikler, canlı bir kent, tutunamayan esrarkeşler, sefil göçmenler, avangard bohemler, açık fikirli mafya babaları, asi gençler, kayıp ötekiler ve derinden derine bir sınır deneyiminin dünyası var.

İşte bu sınır deneyiminin yok sayılması altkültür kavramını postmoderniteye bağlayarak onun zayıflığını açığa vurur: Jenks’e göre farklılığı anlamlandırmak onu sınırlandırmayı gerektirir ve bu sınırı bir tek toplumsal olan belirleyebilir. Tıpkı postmodernitenin modern sınırları çoğaltarak silmeye çalışması gibi, altkültür de beyhude bir çabayla ortak kültürün sınırını geri almaya uğraşır. Altkültür kavramı, diyor Jenks, hiçbir kuramcının elinde faydalı bir araca dönüşmedi; aksine, kuramcının sıkıştığı yerde toplumsalın nedenselliğinden kaçmasını ve farklılığı yalıtmasını sağladı. Toplumsalı farklılıkla açıklamak, toplumsalı toplumsalla açıklama vaadini hiçe saymak, farklı olanı ortak dünyadan dışlamaktır.

Altkültürleri yeni kimlik kaynakları, yeni farklılık göstereni olarak almak; farklılığı ortaklıklar üzerinden tekrar düşünmek ve ötekini benliğin haritasından silmemek isteyenlere...

“Altkültür kavramını ciddi ve dikkatli bir şekilde masaya yatıran bir kitap... incelikli ve içgörülü.”Jim McGuigan
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Ahlâki gerçeklik, bütün gerçeklikler gibi, iki bakış açısından incelenebilir. İnsan onu araştırmaya ve anlamaya koyulabilir veya insan onu değerlendirmeye koyulabilir. Bu problemlerden kuramsal olan birincisi mutlaka ikincinin önünde yer almalıdır." (Durkheim, 1974: 35)
Chris Jenks
Sayfa 34 - Ayrıntı
Böylece biz, "Bir toplum, her birinin kendine has düşünüş ve eylem tarzı olan birçok alt grubu kapsar. Kültürlerin içinde yer alan bu kültürler, altkültür olarak adlandırılır" (Mercer, 1958:34) tanımından "Belirli bir grupta veya kategoride ortak olan bu öğrenilmiş davranışlar altkültür olarak adlandırılır" (Young ve Mack, 1959: 49) tanımına geçeriz.
Chris Jenks
Sayfa 22 - Ayrıntı
Toplumsal eylemin her küme veya tezahürünü oluşturan ortak kültürel örüntülerin hayati bir unsuru, normatiftir. Örüntüler yerlerine yerleşmiştir ve toplumsal üyelerin o örüntüleri onaylayacağına dair bir beklenti vardır. Herhangi bir toplumdaki onaylanmış veya "kabul edilebilir" davranış, beklentilerin birbirini tamamladığı ima eder, ki bu beklentiler hepimizin hayatlarına hem yapı hem de güvenilir bir anlam kazandırmak için bağlı olduğumuz ortak standartlardır. Ayrılık uyumluluğa karşı bir direniş vücuda getirir; onun devam etmesi, yeni veya farklı bir toplumsal beklentinin ortaya atıldığını belirtir ve onların sürdürülmesi, toplumsal denetim mekanizmalarına karşı koyan bu gibi direniş ve beklentilere dayanır. Böyle bir süreç, bir altkültürün sağladığı çevrede meydana gelebilir.
Chris Jenks
Sayfa 118 - Ayrıntı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Altkültür
Alt başlık:
Toplumsalın Parçalanışı
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395005
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Subculture
Çeviri:
Nihal Demirkol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Kimiz biz? Toplumsal varlığımızı ortaklıklar mı, yoksa farklılıklar mı tanımlıyor? Aynı toplum içinde yaşarken bizi birleştiren nedir? Yoksa toplum denen denizde birer ada mıyız? Sosyolojinin merkezine oturan “toplum” kavramı bu adacıkları zorla birbirine bağlayan keyfi bir analiz aracı, “birlik ve beraberlik” söylemi uyum yerine çatışma yaratan bir istek olmasın? Toplum ve toplumsallık üzerine çok fazla düşünülmüş olmasına rağmen farklılık bilgisi çok az, neden? Bir proje olarak sıkça tasarlanan toplumsallığın barındırdığı sonu gelmez çatışmaların bir nedeni de “farklılık” bilgisinin eksikliği olamaz mı? Belki de artık incelenmesi gereken “ortaklık” kültürü değil, “farklılık” kültürüdür! Peki, bu tartışmaların arasına sıkışmış olan “altkültür” nedir?

Altkültür kavramı Chris Jenks’e göre toplumbilimlerinin yüzleşmesi gereken önemli bir paradoksu barındırır. Altkültür fikri farklılığı yalıtsa da farklılık odağındaki ortaklığı anlatır. Jenks, bu kavramın toplum bilimler içerisindeki çözümlemesiyle işe başlıyor; Tönnies, Durkheim ve Marx ile Weber gibi usta kuramcıların çerçevesinde yaptığı arkeolojik kazıyla, altkültürün tarihöncesini açığa çıkartıyor. Parsons’ın sistemler sosyolojisi ile birlikte kavramın son yapısal izi sürülürken, Stuart Hall ve Birmingham Okulu’nun çığır açan eserleri, Althusser ve Gramsci’nin ideoloji anlayışıyla birlikte kavramın haritasını tamamlıyor. Jenks’in gözler önüne serdiği bu haritada ilkel toplumların tabuları, organik ve mekanik yapılar, iç içe geçmiş sistemler, kapitalizmin gözden çıkardığı lümpenler, toplumsallaşan benlikler, canlı bir kent, tutunamayan esrarkeşler, sefil göçmenler, avangard bohemler, açık fikirli mafya babaları, asi gençler, kayıp ötekiler ve derinden derine bir sınır deneyiminin dünyası var.

İşte bu sınır deneyiminin yok sayılması altkültür kavramını postmoderniteye bağlayarak onun zayıflığını açığa vurur: Jenks’e göre farklılığı anlamlandırmak onu sınırlandırmayı gerektirir ve bu sınırı bir tek toplumsal olan belirleyebilir. Tıpkı postmodernitenin modern sınırları çoğaltarak silmeye çalışması gibi, altkültür de beyhude bir çabayla ortak kültürün sınırını geri almaya uğraşır. Altkültür kavramı, diyor Jenks, hiçbir kuramcının elinde faydalı bir araca dönüşmedi; aksine, kuramcının sıkıştığı yerde toplumsalın nedenselliğinden kaçmasını ve farklılığı yalıtmasını sağladı. Toplumsalı farklılıkla açıklamak, toplumsalı toplumsalla açıklama vaadini hiçe saymak, farklı olanı ortak dünyadan dışlamaktır.

Altkültürleri yeni kimlik kaynakları, yeni farklılık göstereni olarak almak; farklılığı ortaklıklar üzerinden tekrar düşünmek ve ötekini benliğin haritasından silmemek isteyenlere...

“Altkültür kavramını ciddi ve dikkatli bir şekilde masaya yatıran bir kitap... incelikli ve içgörülü.”Jim McGuigan

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Hüseyin
  • İlkay Şal
  • Atakan Gazioğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0