PROLOG YERİNE EPİLOG*
Dur perdeci dur, dur
Bitirmedik oyunu
Şu küçük şarkımızla
Bağlayalım sonunu
Sonunu bağlayalım, sonunu
Şimdi perde inecek
Çünkü oyun bitecek
Haydi evlerinize
Haydi, haydi, haydi,
Saadet dileriz hepinize.
H. Dormen
Karakterimin o günlerde belirmeye başlayan niteliklerinden biri de ihtirasımdı. Daha o günlerde kararımı vermiştim ünlü olmaya ve insanlara kendimi kanıtlamaya. Bunun çocukça bir fantezi olmadığını çok iyi hissediyordum artık . Ben başka çocuklar gibi değildim; ne polis, ne pilot, ne de asker olmayı istemiştim. Ben kendimi bildim bileli yıldız olarak ün kazanmayı düşünmüştüm ve şimdi yavaş yavaş, bunun önüne geçilmesi olanaksız bir ihtiras olduğunu hissediyordum.
Ve şimdi sevgili tiyatrosu kapanıyordu. Yıllarca çektiği yalnızlığı bu tiyatronun duvarları arasında unutmuş, kendini tiyatrosunun vazgeçilmez bir parçası olarak kabul ettirmiş, bu nedenle de gerçekten mutlu olmuştu.
İşte şimdi tüm hayallerim gerçekleşiyordu; istediğim gibi dans ediyor, şarkı söylüyor ve bunu kendi sahneye koyduğum büyük başarı kazanmış bir müzikalde yapıyordum. Üstelik bu, ister istemez tiyatro tarihine geçecek bir yapıtta oluyor. Şom ağızlılar beğense de, beğenmese de "İrma'dan önce, İrma'dan sonra" demek zorundaydılar bundan sonra.
Tiyatrocu olmak için ille de tiyatro sahibi olmak gerekmiyordu ya... Babam hayatta olsaydı ne derdi acaba? Hiç düşünmezdi günün birinde bu kararı verebileceğimi. Yıllarca bunca insan yetiştirmiş, bunca insana bu meslekte nasıl davranacaklarını öğretmeye çalışmıştım. Bundan sonra nasıl yapabilecektim bu işi? Yardım edebilecek miydim tiyatrocu olmak isteyenlere? Okyanusun üzerinde bir saldaydım sanki ... Akıntının beni bundan sonra hangi yöne götüreceğini bilemiyordum. Karaya çıkabilecek miydim? Nasıl bir kara parçası olacaktı bu? Ağır gidiyordu sal. Bazen de hızlı gidiyordu... Korkutacak kadar hızlı...