Antikürdolojiden Kürdolojiye Giden Yol ve İsmail Beşikçi

·
Okunma
·
Beğeni
·
106
Gösterim
Adı:
Antikürdolojiden Kürdolojiye Giden Yol ve İsmail Beşikçi
Baskı tarihi:
Ocak 2010
Sayfa sayısı:
73
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756278499
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vate Yayınları
Beşikçi’nin yazdıklarının Kürtler üzerindeki etkisinin sanıldığından daha fazla olduğunu düşünüyorum. Olabildiğince sade ve net biçimde dile getirdiği düşünceleri, Kürtlerin gerçek durumunu yansıttığından, beyne inen darbeler gibi Kürt okuyucunun bilinci üzerinde sarsıcı bir etki yapmaktadır. Basit gerçekleri ifade eden şu cümlelerinde olduğu gibi:

“Kürtler 1920’li yıllarda bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmıştır.(...) örneğin bir Kürt’e ‘Kürtlerin nüfusu ne kadardır?’ diye sorsak, ‘kırk milyon’, bazıları ‘kırk milyondan da fazla’ der. Peki senin adın niye yok? Kırk milyon nüfusun var, niye Birleşmiş Milletler’de, Avrupa Birliğinde, Avrupa konseyi’nde, İslam konferası’nda, hiçbir yerde adın yok? (...) Halbuki Avrupa Birliği’nde örneğin Lüksemburg, diyelim 400 bin nüfuslu bir devlet, ama şöyle kararların altında onun imzası var: Ortadoğu’da bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasına karşıyız. Ortadoğu’da sınırların değişmesine karşıyız. Bu ne demek? Şu demek: Kürtlerin geleceğini biz tayin ederiz. (...) Örneğin Andora, San Marino, Liechtenstein ve Monaco, elli üyeli Avrupa Konseyi’nin üyesi. Nüfusları on bin civarında, Liechtenstein’in otuz bin civarında, ama Kürtlerin geleceğini belirlemede rol sahibiler. (...) Kürtlerin buna tepki göstermesi gerekir. Ama Kürtler, genel olarak buna tepki göstermiyor. Bunun bir zaaf olduğunu düşünüyorum. Bu zaafın işte 1920’lerde konuşulması gerekiyor.
73 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yazar Mehmet Malmîsanij, yazdığı 'Anti-Kürdoloji'den Kürdoloji'ye Giden Yol, İsmail Beşikçi' adlı araştırma kitabından bir sunum yapıyor. Malmisanij, İttihad ve Terakki'nin Kürtlere karşı asimilasyon politikası uyguladığını söyledi. Kürdoloji denilen şey ile Kürtlerin dili, edebiyatı, tarihi ve toplumsal yapısıyla ilgili bilimsel nitelikli çalışmaların kastedildiğini hatırlatan Malmisanij, "Anti-Kürdoloji ise bunların olmaması için yapılan çalışmalardır. Örneğin, Kürtlerle ilgili gerçekleri çarpıtmak, gizlemek, değiştirmek; Kürt milletinin olmadığı, aslen Türk oldukları, Kürtçe diye bir dilin olmadığı gibi deli saçması türünden şeyler. Deli saçması diyoruz; ama bunlar devlet eli ile planlanmış programlanmış, belli bir çerçevede yapılmış. Sahte isimlerle kitaplar yayınlanmış ve bütün bu yapılanlar karşısında İsmail Beşikçi gibi istisnai kişilerin Kürt halkının yanında olduğunu ve bunun sonucunda da hapse atıldığını ama yine görüşlerinin arkasında olduğunu anlatıyor.
İsmail Beşikçi hala da konferanslar, söyleşiler soylediklerinin arkaındadır .Üniversite yıllarında sürekli katılmışımdır.
Kürdoloji sözcüğü genel olarak Kürt dili , tarihi, edebiyatı , toplumsal yapısı hakkında yazılı çalışmalar ,incelemeler anlamına gelir.
Türkiye'de, 1920-1970 döneminde Kürtler hakkında yazılıp yayımlanmış olan kitap sayısı oldukça azdır. Yayımlananlar , merkezi yönetimin çizdiği çerçevede Kürtlerin Türk yada dağlı Türk olduğu vb.iddiaları içerir.
12 Eylül askeri darbesinden sonra "Devlet kütüphanelerindeki islam ansiklopedilerinin altıncı ciltleri parçalanmış, Kürtler maddesinin yer aldığı formlar çıkarılmış ve altıncı cilt yeniden düzenlenmiştir.
İttihat ve terakki yönetimi kendi toplum Mühendisliği projesinin gereği olarak özellikle Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kürtleri asimilasyona tabi tutup Türkleştirme yoluna başvurur.
Aşair ve Muhacir Müdiriyet -i Umumiyesi, 1916 ,dan itibaren Kürtler hakkında önemli çalışmalar yapar, yüzbinlerce Kürt, iç ve Batı Anadolu'da iskan edilir. .
Türkiye'de Kürtlerin varlığı inkâr edildiğinden, Kürtlerle ilgili her şey ve bu arada ülkelerinin adı olan Kürdistan adı da yasaklandığından Kürdoloji çalışmaları söz konusu olmamıştı. .

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Antikürdolojiden Kürdolojiye Giden Yol ve İsmail Beşikçi
Baskı tarihi:
Ocak 2010
Sayfa sayısı:
73
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756278499
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vate Yayınları
Beşikçi’nin yazdıklarının Kürtler üzerindeki etkisinin sanıldığından daha fazla olduğunu düşünüyorum. Olabildiğince sade ve net biçimde dile getirdiği düşünceleri, Kürtlerin gerçek durumunu yansıttığından, beyne inen darbeler gibi Kürt okuyucunun bilinci üzerinde sarsıcı bir etki yapmaktadır. Basit gerçekleri ifade eden şu cümlelerinde olduğu gibi:

“Kürtler 1920’li yıllarda bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmıştır.(...) örneğin bir Kürt’e ‘Kürtlerin nüfusu ne kadardır?’ diye sorsak, ‘kırk milyon’, bazıları ‘kırk milyondan da fazla’ der. Peki senin adın niye yok? Kırk milyon nüfusun var, niye Birleşmiş Milletler’de, Avrupa Birliğinde, Avrupa konseyi’nde, İslam konferası’nda, hiçbir yerde adın yok? (...) Halbuki Avrupa Birliği’nde örneğin Lüksemburg, diyelim 400 bin nüfuslu bir devlet, ama şöyle kararların altında onun imzası var: Ortadoğu’da bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasına karşıyız. Ortadoğu’da sınırların değişmesine karşıyız. Bu ne demek? Şu demek: Kürtlerin geleceğini biz tayin ederiz. (...) Örneğin Andora, San Marino, Liechtenstein ve Monaco, elli üyeli Avrupa Konseyi’nin üyesi. Nüfusları on bin civarında, Liechtenstein’in otuz bin civarında, ama Kürtlerin geleceğini belirlemede rol sahibiler. (...) Kürtlerin buna tepki göstermesi gerekir. Ama Kürtler, genel olarak buna tepki göstermiyor. Bunun bir zaaf olduğunu düşünüyorum. Bu zaafın işte 1920’lerde konuşulması gerekiyor.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • mahmut yiğiter

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0