bizim zekamız arıları önünde toplamamıza ve hatalarını gözden geçirmemize uygun sahne değil. Bizler kendi içimizde de bilinç ve zekanın, hatalar ve kusurların ortasında onları fark etmeden var olduğunu, hatta hiçbir çare sunmadan uzun süre var olduğunu görmedik mi? Eğer kaderin, özel ve neredeyse doğal olarak, saf mantıkla yaşamaya ve ortak yaşamını buna göre yapılandırmaya ittiği bir varlık varsa, bu varlık insandır. Yine de bakın insan bundan ne yapıyor, kovanın hatalarını bir de bizim toplumumuzun hatalarıyla karşılaştırın. Eğer insanları inceleyen arılar olsaydık, başka her yönde sınırsız zeka sergileyen bu yaratık türünün adaletsiz ve mantıksız iş dağılımına nasıl da şaşırırdık.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mutlak kusursuzluğa ulaşmış olan tek bir başyapıt vardır, o da altıgen hücredir; bu dünyadaki tüm dahiler oturup bir araya gelseler hiçbir şekilde ortaya çıkartamayacakları bir kusursuzluktur. Yaşayan hiçbir canlı, hatta insan bile, arının kendi yaşam merkezinde ulaştığı başarıya ulaşamamıştır ve başka dünyadaki mantıklı yaşamın en kusursuz yaratısını sorsa, ona mütevazı bal peteğini sunmamız gerekirdi.
Binlerce yıldır bizim hiçbir şey ekleyemeceğimiz veya içinden hiçbir şey çıkartamayacağımız o muhteşem petekleri yapıyorlar; bu petekler bir kimyagerin bilimini, bir geometri uzmanının, bir mimarın ve bir mühendisin becerilerini aynı mükemmellikle bünyesinde barındırıyor. Ancak lahitlerde, Mısır taşlarında ve papirüslerde her bir ayrıntısı aynı olan petek çizimleri keşfediyoruz.
“Hücreleri, hiçbir faydasız boşluk olmadan, eşit ve benzer şekilde yapabilecek üç olası hücre şekli vardır. Bunlar eşkenar üçgen, kare ve altıgendir. Matematikçiler, bir düzlemi her biri eşit, benzer ve düzen içinde, hiçbir faydasız boşluk olmadan küçük parçalara ayırmanın dördüncü bir yolu olmadığını bilirler. Bu üç şeklin içinde altıgen, en uygun ve en güçlü olandır. Arılar da sanki bunu biliyormuş gibi peteklerini altıgen şeklinde yaparlar.”
Nasıl ki arıların dilinde, karnında ve ağzında bal yapmaları gerektiği yazıyorsa, bizim de gözlerimizde, kulaklarımızda, sinirlerimizde, iliklerimizde, her lobumuzda beyinsel bir madde yaratmamız gerektiği yazar; bu maddenin hizmet edeceği amacı da bilmemiz gerekmez.