Esrarla Dolu Bir Hayat

Arı

Maurice Maeterlinck
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
112
Basım Tarihi:
1938
Yayınevi:
Çankaya Matbaası
ISBN:
---
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

YAZ GELDİ ÇİÇEKLER AÇTI ARILAR HEP ÇALIŞTI
6/10
·112 syf.··
2019 44. kitabı
1911 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Maurice Maeterlinck’in oyunlarından ziyade farklı doğa fenomenleri üzerine eserleri ve incelemeleri de vardır. Kendisi doğanın bu yanlarını çok dikkatli bir şekilde inceler ve tarif eder ve bunları da insanın var oluşuyla bir şekilde ilişkilendirmeye çalışır. Bu eserlerden biri de “Arı” kitabıdır. Kitabın ana karakteri tabii ki arılar. Bu kitabın bir nevi devamı olarak sayılabilecek diğer bir kitabı da “Karıncaların Hayatı”dır. Arıcılık yazarın çocukluğundan beri ana uğraşlarından birisidir. Zaten kitabı okursanız bunu bir kitap değil de arılar üzerine yazılmış bilimsel bir tez olarak algılayabilirsiniz. Aslında yazar bunun böyle olmadığını bir yazısında şöyle açıklıyor: “Bu kitap arılar hakkında kesin bilgiler vermek için değil, bir doğa fenomenine ait bilgileri kullanarak insan doğası açıklamak için yazıldı.” Her ne kadar yazar o şekilde dile getirse de okurun bunu bilimsel bir incele gibi algılayacağından hiç şüphem yok. Yazar eserde dört mevsim boyunca arıların yaşamlarının izini sürüyor ve aynı zamanda onların yaşamını insanınkiyle mukayese ediyor. Arı kovanını insan topluluklarını açıklamak için bir metafor olarak kullanıyor. Yani kitapta ana düşünce arı ve insan topluluklarının kıyaslanması. Yazar kıyaslamasına öncelikle insanlar gibi arıların da bir sosyal varlık olduklarını dile getirmekle başlıyor. Arıların yalnız yaşayamayacaklarını belirtiyor. Arı, polen toplamak için kovandan ayrılsa bile eninde sonunda oraya dönmelidir. Yazara göre kovanda birey önemli değildir, birey toplumun sadece tek bir organıdır. Bir arı bütün için kendi yaşamını kolayca feda edebilir. Arının yaptığı bütün işler hep kovan içindir. Hiçbir arının kendisi için bir amacı olmaz. Bu düşünceden yola çıkarak yazar insan toplumunda en büyük ülkünün sosyal
Edebiyat
ArıMaurice Maeterlinck · Çankaya Matbaası · 19389 okunma
8/10
·200 syf.··
2023 2. kitabı
İnsanlar arasında hayvanların insanlar tarafından çok küçümsendiğini düşünen belirli bir grup vardır. Gerçekten de belirli bazı sebepler yüzünden bunun böyle olduğu söylenebilir, canlılarda –özellikle hayvanlarda– doğal itki gereği kendisine benzemeyende kötülük, yetersizlik bulma kolay, kendisine benzeyende ise iyilik, yücelik bulma kolaydır. İnsanlar da, tıpkı diğer hayvanlar gibi doğası gereği kendi türüne karşı ırkçılığa, başka türlere karşı da türcülüğe yatkındır. Maeterlinck de insanların çoğunu, hayvanları hayvanların aslında olduklarından çok daha aşağıda görme eğiliminde olduklarını savunuyor, görüşünü 'bu kesin böyledir' diyerek değil de farklı bakış açılarından konuya yaklaşarak hayvanların( bu kitap özelinde bal arılarının) neden sandığımızdan çok daha mükemmel yaratıklar olduğunu savunuyor. Kitabın çoğu yerinde, tekrar tekrar, insanın arıyı gözlemlediği gibi insanüstü bir varlığın insanı gözlemlediği varsayılırsa, onun da tıpkı, insanın arıyı gözlemlerken düştüğü hataları yapacağını söylüyor. Böyle bir gözlemci insanları muhtemelen sokaklarda topluluk halinde amaçsızca dolanan, gayesiz canlılar olarak görürdü, insanın iç yapısını, derin düşüncelerini anlamadan yüzeysel bir gözlem yapardı. Bu gözlemci nasıl ki yalnızca insanın dıştan yaşantısına bakarak onu yetersiz görüyorsa, insan da arıyı bu şekilde gözlemler, der Maeterlinck. Bu elbette ki yanlış bir gözlemdir. Derinlikli, kapsamlı gözlemlerle arılar incelendiğinde onların da içsel dünyalarının ne kadar zengin olduğu rahatlıkla anlaşılacaktır, tabii ki de insanlar kadar kapsamlı düşünemeseler de, kısıtlı bir düşünme eylemi gerçekleştirdikleri görülecektir. Hatta o kadar ki Maeterlinck kitabının daha ilk sayfalarında "İnsandan sonra en yüksek zeka seviyesine sahip olan bal arıları" gibi
Arının HayatıMaurice Maeterlinck · Dorlion Yayınevi · 20219 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Maurice MaeterlinckYazar · 18 kitap
1862 yılında Belçika’nın Gent şehrinde dünyaya gelen Maurice Polydore Marie Bernard Maeterlinck, edebiyatta sembolizm akımının önde gelen temsilcilerinden biridir. Eserlerini Fransızca olarak kaleme alan Belçikalı yazar, babasının isteği üzerine hukuk eğitimi aldığı yıllarda yazı yazmaya başladı. Eğitimini tamamladıktan sonra Paris’e giderek sembolist yazarlarla arkadaşlık kurdu. Özellikle Villiers de l’Isle-Adam ile dostluğunun, eserleri üzerinde belirleyici bir etkisi oldu. 1889 yılında Prenses Maleine isimli ilk tiyatro oyununun yayımlanmasıyla birlikte meşhur olan Maeterlinck, takip eden senelerde hayatın anlamı, mutluluğun kökeni ve ölüm temalarına odaklanan pek çok tiyatro oyunu ve deneme kaleme aldı. Bu eserlerin belki de en meşhuru sayılan ve daha sonra çeşitli sinema uyarlamaları da yapılan Mavi Kuş’u, 1908 yılında yayımlandı. 1911’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldükten sonra, 1932 yılında da kendisine Belçika kralı I. Albert tarafından kontluk unvanı bahşedilen Maurice Maeterlinck, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir müddet Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşadı. Savaşın ardından dönüğü Fransa’nın Nice şehrinde 6 Mayıs 1949 tarihinde hayata veda etti.