Herkese merhabalar,
Kitaba henüz herhangi bir inceleme yazılmadığından, kısa da olsa bir değerlendirme yapmak istedim. Okumak isteyenlere fikir versin diye.
Bu yazarı ilk defa okuyorum. Yazarın yazım stilini sevdim, kitabın kurgusu da güzel olmuş. Ara ara "de/da" ve "ki"lerin yazımına takılsam da dilbilgisi açısından da oldukça yeterli ve rahat bir okuma deneyimiydi.
Aşkın böyle bir şey olmadığına inandığımdan mıdır nedir, bir türlü kendimi hikayeye kaptıramadım. Okumalarım çokça bölündü. Belki daha genç yaşlarımızda, aşka ve dünyaya dair "ideal" düşüncelerimiz, tutkulu yaklaşımlarımız hala varlığını devam ettirirken bu kitabı okumak insana kendini farklı hissettirip daha güzel bir okuma deneyimi sunabilir.
Sürpriz kaçıran olmasın diye hikayenin ayrıntılarını çok vermeyeceğim. Naim adında bir çocuk, Kanvel ailesine ait bir holdingte bilgi işlemci olarak çalışıyordur. Holdingte muhasebeden Bahar adında bir kıza aşık olur ve olaylar karmaşık bir hal alır. Sonu beni tam olarak tatmin etmese de sürprizliydi.
Son olarak, aşkın ne zaman bir düş ne zaman bir düşüş olduğuna ifade eden cümle en beğendiğimdi. Alıntısını da yaptım. Bu cümleyi okuyunca aklıma "Aşkın gözü kördür" hikayesi geldi nedense. Diyarbakır'da, Fırat'ın karşı kıyılarında yaşayan iki aşığın hikayesidir bu. Kıza çok aşık olan delikanlı, her gün Fıratı yüzerek geçer sevdiğini görmek için, ta ki bir gün nehrin sularında boğulana kadar.. Merak edenler küçük bir internet araştırması ile hikayeyi ayrıntılı olarak okuyabilir.
Şans verilebilir bir kitap (özellikle 18-27 yaş arası için), sevgiyle kalın.