Atatürk'ün Aşk Hayatı

·
Okunma
·
Beğeni
·
162
Gösterim
Adı:
Atatürk'ün Aşk Hayatı
Baskı tarihi:
1988
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnceleme Yayınları
Şemsi Belli’nin “Ağabeyim Mustafa Kemal”den sonra Atatürk üzerine yaptığı ikinci araştırma-inceleme kitabıdır. Kitap dört bölümden oluşmuştur.

Bu dört bölümde Atatürk’ün çocukluğundan evliliğine kadar geçen yaşamı, bu yaşamın içinde yer alan ve Mustafa Kemal’i etkileyen kadınlar anlatılmış.

Kaynak olarak en başta Makbule Atadan’la yaptığı görüşmenin ses kayıtları ile 15 kitap 12 dergi ve gazete gösterilmiştir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
«Bir de Atatürk için intihar eden Fikriye Hanım
var efendim. Onu da anlatır mısınız?
— Efendim, Fikrive Hanım, İstiklâl Harbi zamanında Ankara’da Atatürk’ün yanında. Paşa’ya hizmet etmiş. Çankaya Köşkü’nde kalıyor. Paşa, Latife Hanım’Ia evlendikten sonra Fikriye’yi Siirt Mebusu Mahmut Bey’ in yanına verip Almanya’ya tedaviye yolluyor. Çünkü Fikriye verem. Kızcağız Almanya’da hasret içinde ve bir an önce Ankara’ya dönmek istiyor... Atatürk’ü çok seviyor. Orada gazetelerde okuyor ki Paşa, Latife Hanım’la evlenmiş. Hemen trene atlayıp
Ankara’ya geliyor. Şimdi bundan sonrasını bana Yakup anlattı. Fikriye, istasyonda bir faytona binip Köşk’ün kapısına geliyor ve nöbetçiye, «Bana yaveri çağır» diyor. O sırada içerideki yaver Fikriye Hanım’ ı eskiden beri biliyor. Bir de yeni başyaver olan Resühi Bey var: Resühi Bey, içeriye girip arzetmiş. Latife
Hanım da Paşa’ya «Hayır, kabul edemezsin» demiş.Resühi Bey’e de «Kov gitsin» demiş. Resühi bunun üzerine Kılıç Ali’nin yeğenine «Git sen söyle ve kov» deyince, o da diyor ki, «Ben Fikriye Hanım’ı dünyada kovamam. İstiklal Harbi sırasında dört yıl burada hepimizin çorabını yamadı, çamaşırlarımızı yıkadı, her şeyimize baktı. Sadece bizleri değil, bütün Muhafız Alayı’nda ne kadar çorapsız, yırtık pırtık üniformalı asker varsa hepimizi o giydirdi. Ben bu nankörlüğü yapamam...» Ama Resühi başyaver ve bunun amiri ya, «Gidip sen kovacaksın» diye emir veriyor. Bunun üzerine, Kılıç Ali’nin yeğeni olan yaver, kapıya gidip,
«Maalesef içeriye giremezsiniz hanımefendi» diyor.
Fikriye de az ötede bekleyen faytona biner binmez çantasından tabancasını çıkarıp kendini vuruyor. Fakat orada ölmüyor. Alıp hastaneye götürüyorlar. Hastane’ye kaldırılınca Paşa, Latife Hamm’dan tekrar rica ediyor, «Ne olur gidip bir bakıver, kızcağız ölüyor»
diyor ama Latife Hanım gitmiyor.
Halide Edip, «Türkün Ateşle İmtihanı» adlı kita-
bında, Şevket Süreyya, «Tek Adam» adlı biyografisinde; Mustafa Kemal’ in hayatına giren yeni kadının, zavallı verem hastası Fikriye Hanım’ı, seven ve kıskanan bir kadının gönül acılarına uğrattığını uzun uzun anlatırlar. Ama bu tek taraflı bir aşktır ve Mustafa Kemal’de şefkat ve acıma duyguları uyandırmaktadır. Fikriye Hanım’ın hasta bünyesini gittikçe yakıp kavuran kışkançlık, mektuplarına da yansıyınca, Mustafa Kemal, Münih’ten, Paris’ten gönderilen bu mektuplardan iyice rahatsız olmaya başlar. Bunlar, karmakarışık, ürkütücü ifadelerle dolu, hezeyan mektuplarıdır. Derken günün birinde baskın verir gibi, genç evlilerin kaldıkları Çankaya Köşkü’ne dalacak, yaverlerle tartışırken açıp kapadığı çantasında bir tabanca buluduğu görülecek, köşkten uzaklaştırılmak için
bindirildiği faytonda da çekip kendini vuracaktır.
Herkes de «Fikriye Hanım Gazi’yi ve Latife Ha-
nım’ı vurmak istemiş, başaramayınca kendini vurmuş» diyecektir.
— En çok sevdiği sanatkâr ve şarkı hangisiydi?
Safiye Ayla derler, doğru mu?
— Safiye A yla’yı severdi. En sevdiği şarkı «Pencere açıldı, piştov patladı, Bilal oğlan» diye bir şarkı vardı. Latife, piyanoda çalardı. Bu şarkıyı birlikte söylerlerdi. Bunu çok severdi.
— Kimler gelirdi sofrasına? Yani en yakın arkadaştan kimdi?
— Gelenler değiştirdi... Ama en sık bulunanlar
ve en sevdiği kişiler... Mareşal Fevzi Çakmak'ı çok sever, son derece hürmet ederdi. İsmet Paşa’ya çok güvenirdi. Gençler arasında en sevdiği Vasıf Çınar, Ruşen Eşref Ünaydın, Yakup Kadri Karaosmanoğlu,
yaveri Muzaffer Kılıç, Ferit Tek, Şükrü Saraçoğlu’nu
da severdi. Necip Ali’yi çok beğenirdi. Yazarlardan
Ahmet Emin Yalman, Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi Bey'in yazılarına ehemmiyet verirdi. Sonra sevdikleri Fethi Okyar ve karısı Galibe Okyar, Ahmet Ağaoğlu
ile karısı Süreyya Ağaoğlu... En çok da Ağaoğululara giderdi. Haftada bir iki defa giderdi. Tezer Taşkıran'ı
da çok severdi.
— Tanıştıkları sırada Atatürk ve Latife Hanımefendi kaç yaşlarındaydı!
— Atatürk 40-41 yaşında, Latife Hanım 22 yaşındaydı. Aralarında 19-20 yaş fark vardı. Fakat Atatürk, «Aramızda 20 yaş var ama, ben senden yaşlı değilim» derdi.
Şöyle diyordu Lâtife Hanım:
«Atatürk’e ait bir eser yazmak istedim. İşe, bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü. En nihayet şuna kani oldumki Atatürk yazılamaz
anlatılamaz...»
«— Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır. Çok sevdiğim bir tayımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki günlerce acısını unutamadım... Yemek yiyemedim ... Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım, ne olurdum, bilmem!..»
Aynı kaynaktan tespit edilen bu iki önemli hatıra açıkça gösteriyor ki Mustafa Kemal, «Cumhurreisi» olmaktan çok daha fazla bir «aile reisi», bir «baba» bir «eş» olabilme özlemi içindedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atatürk'ün Aşk Hayatı
Baskı tarihi:
1988
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnceleme Yayınları
Şemsi Belli’nin “Ağabeyim Mustafa Kemal”den sonra Atatürk üzerine yaptığı ikinci araştırma-inceleme kitabıdır. Kitap dört bölümden oluşmuştur.

Bu dört bölümde Atatürk’ün çocukluğundan evliliğine kadar geçen yaşamı, bu yaşamın içinde yer alan ve Mustafa Kemal’i etkileyen kadınlar anlatılmış.

Kaynak olarak en başta Makbule Atadan’la yaptığı görüşmenin ses kayıtları ile 15 kitap 12 dergi ve gazete gösterilmiştir.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Özge
  • Rigel
  • Umut Ök
  • Umut ök

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0