“Şayet bir Tanrı varsa,” dedi, “Oyun oynamaz, yapması gerekeni ya da yapmak istediğini yapar, geçer. Ama Baba…”
“Oynar,” diye tamamladım Profesör’ün cümlesini.
“Evet,” dedi, “Hayatla da ölümle de oynar.”
“Senin var mı başka diyeceğin dedektif bozuntusu. Tipin de gulyabani gibi tövbe estağfurullah.
-Var, dedim gözlerim kapanırken. Başka bir dünyada elbet görüşürüz Vakkas Ağa.”
“Sonra yırtıcı bir hayvan gibi dişlerimi gösterdim Saki’ye. Baba’nın hayaleti koğuşa girmiş gibi ürperdi Saki. Baba’nın gazabı, ölümden korkunçtu, Saki de bunu bilecek kadar akıllıydı. Durumunu tarttı, biçti ve gözlerini elinin tersiyle sildi. Pes etmişti.”