Herkese merhaba
Bugün sizlere benim için okuması çok zor olan, her sayfası özlem ve hasret kokan bir kitaptan bahsetmeye geldim.
Kitabın başında yazarımızın bir sözü var daha doğrusu benim dikkatimi çeken bir cümle, diyor ki "Eğer bu kitabı okuyorsan sende birini zamansız kaybetmiş olabilirsin." Bende düşündüm sevdiğin birini zamansız kaybetmek ne demek diye, sonra dedim ki, ölümün gerçekten zamanı var mı?
Babam dediğim, arkamda duran dağ dediğim canlarımı kaybetmişken ölümün zamanı mıydı yoksa değil miydi? Bilemedim, o acıyı içimde bir yere yerleştiremedim. O boşluk gün geçtikçe büyüdü, yerine kimi koyduysam aldı götürdü en sonunda da içimden taştı ama öyle bir taştı ki geriye hiçbirşey kalmadı. Şimdilerde hayatıma yeniden devam etmeye çalışıyorum olduğu kadar tabi, acı derin olunca benim de içimden taşıdığım ne varsa döküldü böyle
Yazarımız babasını kaybettikten sonra içinde biriken özlemi, acıyı, hüznü, içinde boğulduğu yalnızlığı kağıda dökmüş. Babasına son bir veda, söylemek isteyip de söyleyemediği sözleri ve anlaşılmayı bekleyen çaresizliğini, kimsesizliğini paylaşmış bizimle. Bu acı hiçbir zaman geçmez, babanın yokluğu hiçbir zaman dolmaz hayat devam etse de o acı sonsuza kadar kalır içinde.