Babuldo - Yasin Uysal
Selam kitap dostları! Bugün buz gibi bir fırtınanın ortasında, insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesini anlatan sarsıcı bir eserle karşınızdayım.
Yasin Uysal'ın o usta işi, tüyler ürperten kalemiyle hayat bulan Babuldo, sayfaları çevirdikçe odanın soğuduğunu hissettiren nadir romanlardan.
Her şey David ve Jennifer’ın sarsılan evliliklerini toparlamak için Alaska’ya doğru yola çıkmasıyla başlıyor.
Ancak aniden kopan kar fırtınası onları haritalarda dahi görünmeyen, tekinsiz Babuldo Oteli’ne hapsediyor.
Burası sıradan bir konaklama tesisi değil; Slav mitolojisinden beslenen, zamanın ötesinde ve karanlık sırlarla dolu bir zindan adeta.
Yazarın en büyük başarısı, yarattığı o tezatlarla dolu muazzam atmosferde saklı. Bir yanda şömine ateşi ve yaralı ruhların kurduğu sıcacık dostluklar; diğer yanda meyan kökü kokan karanlık koridorlar ve zayıflıklardan beslenen kadim bir varlık...
Yasin Uysal, korkuyu sadece yüzeysel bir öge olarak kullanmamış; Babuldo'yu zihninize sızan psikolojik bir karabasan olarak öyle kusursuz kurgulamış ki, yazarın kıvrak zekasına ve edebi gücüne hayran kalmamak elde değil.
Okurken ister istemez şu ürkütücü ikileme düşüyorsunuz: Dışarıdaki bir canavardan kaçabilirsiniz, peki ya o canavar zihninizin tam içindeyse?
Gerçekle sanrının birbirine girdiği bu sisli kurgu, karakterlerin geçmiş pişmanlıkları ve vahşi içgüdüleriyle yüzleştiği devasa bir psikolojik sınava dönüşüyor.
Ayrıca dilin sade oluşu, merakın hiç eksilmemesi, gerilimle birlikte sayfalar hemen diğer sayfaya geçememize neden oluyor.
Alıştığımız o rahatlatıcı, klasik sonlardan yok; kötülüğün nefesi kitabı kapattıktan sonra bile ensenizde kalmaya devam ediyor.
Mitolojik dokunuşları, karanlık atmosferleri ve insan psikolojisinin en gizli köşelerini