Dünya'nın farklı bir ülkesinden sesleniyorum size. İki kültürün iç içe geçtiği hangi kültüre ayak uyduracağımı bilemediğim atmosferde yaşamaya çalışan kadınlardan biriyim.
Bahar'ım ben. Keşke adım gibi olsaydı hayatım. Bahar gibi tazelenmiş, yeniden doğuşu ve umudu simgelemiş olsaydı öyle olmadı hayatım maalesef...
Küçük bir taşranın köyünde zorla görücü usulü ile evlendirilmiş bir anne, babanın ilk çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Sırf kız olduğum için annem tarafından hor görülmüşüm. Babam tarafından ise hiç görülmemişim, varmışım da yokmuşum gibi, hayalet gibi...
Sevgi görmeyen Allah'a emanet büyüyen bir kız çocuğun geleceği nasıl olur satırlarda gizli. Ya kardeşim Burak doğduktan sonra annemin bana karşı tutumu nasıldır kelimelerde gizli...
Benim hayatıma ve hikayemi araştırıp işleyen ve sizlere ulaştıran canım yazara minnettarım. Su gibi çeviri ile bir çırpıda okuyabildiğim için, sıfır hatasız duru bir Türkçe ile okuyabildiğim için çevirmene teşekkür ederim.
Kitabı okurken, kültür çatışmasını, gelenek görüneklerin insan hayatında ki zulümünü, çocuklardaki cinsiyet ayrımını buna bağlı olarak da evlat ayrımını ve en önemlisi, Müslümanlık mı? Yoksa Türklük mü? tartışmalarını, Almanya kültüründe bu durumun nasıl karşılandığını okurken bizden, hayatımızdan örneklerle hikayeyi özümseyeceğinizi düşünüyorum.
Esere şans vermenizi isterim.
Sevgiler.