Bugün, hâlâ birçok mecrada mevzu bahis edilen, ülkemizin önüne her platformda konulmaya çalışılan, yine bu mevzu üzerinde terbiye edilmemize çalışılan bir konuyu işlemiş yazar. Sözde Ermeni Soykırımı tarihimizde işlememiş olduğumuz bir günahın bedeli imişçesine, hesap unsuru olarak çıkmaya devam edecektir karşımıza.
Yazar, çok eskilerden itibaren Ermeni halkına ve yaşayışına ışık tutmuş, Osmanlı Imparatorluğu içerisindeki konumlarına değinmiş ve yine ülke topraklarında yaşayan çeşitli etnik unsurlarla beraber Ermenilerin yüzyıllarca nasıl barış içerisinde yaşadığını belgelere dayanarak açıklamış.
Özellikle soykırım kelimesinin zikredilmesi, ABD başta olmak üzere Avrupa'da da taraftar bulmaya çalışılmasının çabası olmakla beraber, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizi kapsayan Büyük Ermenistan hayalinin gerçekleştirilmesi yolunda adım olarak görülmesi diye de nitelendirebiliriz. Yüzyıllar boyunca "milleti sadıka" olarak imparatorluğun bağrına bastığı bu milletin nasıl dış mihrakların kışkırtmaları ile bu raddeye geldiklerini başarılı şekilde işlemiştir. Bu noktada kitapta yer alan resmî belgeler ve bilgiler bize olayı tarafsız olarak yorumlama noktasında oldukça yardımcı oluyor.
Tarafsız bir gözle bakınca da zaten hali hazırda ülke topraklarında çok rahat şekilde yasayan Ermenileri, kiliselerini gördükçe neden bu noktaya geldiklerini anlamak zor olmasa gerek. Bugün Ermenistan topraklarında, ülkemiz vatandaşlarının bu denli rahat bir yaşam sürme lükslerinin olmadığı hepimizin malumu. Bu da zaten bizim bu noktada ne kadar hoşgörülü bir politika güttüğümüzün en net göstergesi.
Ülke olarak, çeşitli etnik unsurları bünyemizde barındırıyor oluşumuz bugün dahi düşman gözüyle bakan güçlerin ağzını sulandıran bir özellik. Ve bu özellik üzerinden ayrıştırıcı, bölücü