Bize İki Çay Söyle ...

·
Okunma
·
Beğeni
·
2445
Gösterim
Adı:
Bize İki Çay Söyle ...
Yazar:
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517136
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
En çok kim seviyor seni?... En son ne zaman kendi hatrını sordun?... Kaç defa düştün, kaç defa ayağa kalktın?... En son kime, "Senin kredin sonsuz bende" dedin de sonra dostluğunu takside bağladın? Vazgeçtiklerinle vazgeçemediklerinin boyları kaç metre olmuş biliyor musun? Şimdi sana kaybolan yıllarını verseler geri alır mısın?... Hayat bu. Sonra bir bakmışsın aklını, kalbini merdaneye kaptırmışsın… Çocukluk, büyümek, şehirlerin boğuculuğu, anneler-babalar, anneanneler-dedeler, kadir kıymet bilmek, her şeyi unutmak, sürate yenik düşmek… Yalnızlıklar, öfkeler, umutlar, heyecanlar, ölümler, küçük intihar notları… Ama en çok naiflikler, yanından fark etmeden geçip gitsek de aklımızın bir yanına takılıp kalan güzellikler… Elif Key anların, olayların, sıradan gibi görünen başkalıkların fotoğraflarını çekip kalemini oynatıyor. Bize İki Çay Söyle… bir çocuk naifliği içinde eğlenceli ama bir o kadar da yakıcı anlatılar, bir iç dökme, dertleşme...
(Tanıtım Bülteninden)
159 syf.
·Beğendi·9/10
Hani bazı kitapları bir solukta okursunuz ya, işte ben elif key'in kitabını da o şekilde bitirdim. Biraz siyasi iğnelemeleri biraz hayattan gayeler çok başarılı ve çok güzel bir şekilde dökmüş düşüncelerini sayfalara. Tavsiye ederim...
159 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap boyunca gorsel fonda; vizonteledeki, cesme basindaki raki sahnesi...Oylesine sari sicak,serin,sakin.
Yarin bayrammis da ustelik bayramligin da varmis gibi mutluluk verici,bi yandan da rugan bayram ayakkabilarinin arkasi ayagini acitmis hirpalamis canina okumusta yine de ses edememissin gibi huzunlu...
Okunur yani yutulur hatta.
159 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
insan kitabı okumuyor adeta kitap ta yaşıyor. belki hepimizin sürekli tekrarladığı şeyleri, hayatımızın özetini içten bir dille anlatmış tesadüfen alıp nasıl bitirdiğimi fark etmediğim bir kitap oldu iyi ki almış,okumuşum üslübunu da konulara bakışını da sevdim
%40 (63/159)
·Puan vermedi
Sosyal medyadaki övgülerle merak ederek aldım, dili güzel kolay okunur, akıcı bir kitap... çocukluğa o anneannelerimiz dedelerimizle yaşadığımız, hayattaki tek kaygımızın sokakta biraz daha fazla kalabilmek olduğu, sevdiklerimizin henüz eksilmediği anılarımızı canlandıran toz pembe cümlelerini çok sevdim... yakın tarihimize yaptığı siyasi eleştiri ve göndermeleri de ilk başta çok güzel buldum, ancak bir yerden sonra hep dönüp dolaşıp başa gelmesi ve iki lafın birinde aynı konuya dönmesi beni irite etti...
Gezi bu ülkenin bence takdir edilesi ve unutulmaz direnişlerinden biridir, kitapta da Geziyle ilgili çok fazla gönderme var zaten, (o muhalif tavrıyla o dönemde HaberTürk’te nasıl çalıştığını da anlamış değilim o da ayrı konu) şimdilerde yurtdışında yaşadığını biliyorum ancak ne süredir bilgim yok... Ancak birinin Sunay Akın’a çemkirmesi için bi kırk fırın ekmek yemesi gerek diye düşünüyorum ve kendisini de bu minvalde onunla aynı kefeye koyamayacağımı da belirtmek istiyorum...
keşke sadece siyaset değil daha çok anılarımıza, çocukluğumuza dair yazsaymış, en güzel anılarımızı dönüp dolaştırıp Gezi’ye, hükümet eleştirisine bağlamasaymış... eleştirmesine lafım yok bu arada sadece temcit pilavı gibi olması bi yerden sonra kitaptan soğuttu, sevmedim sevemedim 50-55 sayfadan sonrasını...
okunur mu evet, şiddetle tavsiye eder miyim hayır... gidip dünyanın bir ucunda yayıldığın yerden memleket eleştirisi yapmak bana abes geliyor, madem çok biliyorsun gel otur burada düzeltmek için bir şeyler yap, uzaktan türkü çığırmak çok kolay...
159 syf.
·9/10
Bir yandan güldüren diğer yandan çokça düşündüren, unutulan gerçekleri ağır bir dille göze sokan ve tüm bunları, kıvrak bir zekayla harmanlayan muhteşem bir eser.
159 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Buradli paylaşımlardan yola çıkarak aldım kitabı, iyi de yapmışım. Keyifle okudum. Evet, yazarın dediği gibi bazı cümleleri anlamakta zorlandım. Bence yazmaya devam etmeli..
159 syf.
·10/10
Elif Key çocukluğumuzu, unuttuklarımızı, rafa kaldırdıklarımızı kitabında kah güldürerek kah hüzünlendirerek anımsattı bize. Severek okudum, geçmişi yad ettim özledim...
159 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İnsanın içini ısıtan güzel bir kitap. Tavsiye edilir.
26 erkek ona tecavüz ettiğinde 13 yaşındaydı N.Ç Mahkeme sona ererken, raporda; "Rızasıyla" dendi. Halbuki 13 yaşındaki çocuk sokakta ne oynayacağına bile zor karar vermez miydi? 26 erkeğin, 26 tecavüzcünün cezası alt sınırdan verildi.
Gölcük'te Ö.Y.'ye 29 erkek tecavüz ettiğinde o da 13 yaşındaydı. Tehdit edip "Anneanne söyleriz" dediler. Olay polise yansıyıp da ifadeleri istendiğinde; "Yaşını büyüttü, bize kendini büyük gösterdi" dediler. 13'ten kaça büyür ki bir yaş? 17? 29 kişiden sadece sekizi tutuklandı. Malum işin içinde varlıklı aileler var, kapandı gitti dava bir günde.
Malatya'daki çocuklar bir tepsi baklava çalmaktan 9 yıl yediğinde 13 yaşında; İstanbul'da Cihangir'de S.K iki poğaça, iki meyve suyu çaldığı için 12,5 yıl ceza yediğinde 13 yaşındaydı. S.K parkta elinde poğaçalarla yakalandığında suçunu itiraf etti. "Karnım açtı, kasadaki paraları almadım." Fark etmez, TC devleti aç çocuklarını hiç sevmedi.
Uğur Kaymaz, babasıyla beraber evlerinin önünde 13 kurşunla öldürüldüğünde, 12 yaşındaydı. Polislerin savunmasında; Uğur'un 12 yaşında olmadığının kanıtı olarak bıyıkları, koltuk altındaki tüyler gösterildi. Uğur tüyleriyle gömüldü.
Adana'da bir plastik fabrikasında işe giren Ahmet Yıldız, okul harçlığını çıkartmak için çay demliyor, etrafı temizliyordu. Ağır işçi sıfatıyla çalıştırılırken kafası prese sıkıştığında 13 yaşındaydı. Ölümüne sebebiyet verenlerine hesabına 6 yıl yazılırken; Ahmet'in babası, "Allah verdi, Allah aldı ondan şüphem yok" dedi.
Demek ki Allah bazen bir iş makinesinin, bir presin arasına saklanıyordu.
Mersin'de Ö.B. polislerin raporuna göre polis polis otosuna taş atan çocuklardan biriydi. Hakkında kamu malına zarar vermekten dava açıldı. Polisler evraka, "Bekar, ailesinin yanında yaşıyor, esmer vatandaşlardan" yazdı. Teninin rengi, suçunun da rengiydi. "Esmer" vatandaşlarımızdan Ö.B. de 13 yaşındaydı.
Erzurum'da akrabası E.D'ye tecavüz ettiğinde, E.D 13 yaşındaydı. Öyle bir hale gelmişti ki köy ahalisi kıza vahşi bir hayvanın saldırdığını sanmışlardı. Vahşi bir hayvandan farksız olan akrabasıydı. Kızın babası hemen kağıdı kalemi eline aldı, tecavüzü affedecekti. Şöyle dedi:
Beş koyun, bir sığır, berdel olarak karşı aileden aynı yaşta bir kız çocuğu ve kızıma nikah istiyorum!
Burda New York metrosunda rastlıyorum. Bazı afişler çocuk gelinler, tecavüze uğrayan çocuklar, çocuk yaşta hamile kalan küçük kızlar, suça itilen çocuklar için. Afişlerde; Daha çocuksun. İstatistiklere girme! Ararsan yardım ederiz yazıyor. Çünkü her bir travma burada bir yas demek. Her şeyin yasını tuttukları gibi, her travmanın da istatistiğini tutuyorlar tane tane.
Türkiye ne yas tutuyor, ne istatistik. Bu kadar utanmadan, üzülmeden, böyle hafızasız sokaklarda yaşanmaz. Şan, şeref, mevki. Bunlar yalan. Çocuklara vurulmaz, çocuklar üzülmez. Benden değil İbrahim Tatlıses'ten gelsin:
Allah cezanı verecek Türkiye.
Verir de.
Türklerin dileklerini merak edip her ile bir dilek ağacı koymuşlar. 512 bin kişi dilekler dilemiş, sonra da bağlamış kurdelesini. Ortaya bir dilek haritası çıkmış.
Sonuçları burada:
İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir, Adana ve Antalya'da en çok "aşk" İzmir'de "para" istenmiş.
İnsan kendinde olmayanı istermiş, o yüzden ülkenin güneydoğusu unutmuş aşkı sevdayı barış istemiş. O kurşunlar yağan iller Van, Hakkari, Şırnak, Bitlis, Batman, Diyarbakır, Elazığ ve Manisa "barış" dilenmiş.
Senden daha kabiliyetsiz olan, daha görgüsüz ve daha utanmaz olan senden az çalışacak senden çok kazanacak. Bu memlekette cehaletin, terbiyesizliğin ve peşi sıra gelen hırsın ödüllendirildiğini bir kez daha göreceksin.
Mesela en mutlu anınızda, cenazenize kaç kişi gelir diye kabaca bir tahmin yapabiliyor musunuz? Korkunç bir bilinmeyenle karşı karşıyasınız ve her şeyi siz, hatta sadece siz biliyormuşsunuz gibi yapıyorsunuz. Her şeyin en iyisini sizin hak ettiğinizi düşünüyorsunuz. O zam da sizin hakkınız, o ev de, o tatil de, hatta o adam da. İki kuruş için yapamayacağınız bir şey yok gibi duruyor buradan bakınca...
Ülkenin ergen olanında, büyümeyeninde yaşamak zordur. Sistematik olarak çocuklarına kötü davranan, çocuklarını öldüren, analarına babalarına yas tutturan bir ülkede büyümek canını yakar. İhtimaller arasında işkence görmek, sopa yemek,tecavüze uğramak, yetmiyorsa biber gazıyla terbiye olmak vardır.
"Bunların başını küçükken ezeceksin"ler cumhuriyetinde büyümek direnmektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bize İki Çay Söyle ...
Yazar:
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517136
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
En çok kim seviyor seni?... En son ne zaman kendi hatrını sordun?... Kaç defa düştün, kaç defa ayağa kalktın?... En son kime, "Senin kredin sonsuz bende" dedin de sonra dostluğunu takside bağladın? Vazgeçtiklerinle vazgeçemediklerinin boyları kaç metre olmuş biliyor musun? Şimdi sana kaybolan yıllarını verseler geri alır mısın?... Hayat bu. Sonra bir bakmışsın aklını, kalbini merdaneye kaptırmışsın… Çocukluk, büyümek, şehirlerin boğuculuğu, anneler-babalar, anneanneler-dedeler, kadir kıymet bilmek, her şeyi unutmak, sürate yenik düşmek… Yalnızlıklar, öfkeler, umutlar, heyecanlar, ölümler, küçük intihar notları… Ama en çok naiflikler, yanından fark etmeden geçip gitsek de aklımızın bir yanına takılıp kalan güzellikler… Elif Key anların, olayların, sıradan gibi görünen başkalıkların fotoğraflarını çekip kalemini oynatıyor. Bize İki Çay Söyle… bir çocuk naifliği içinde eğlenceli ama bir o kadar da yakıcı anlatılar, bir iç dökme, dertleşme...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 92 okur

  • Alişah Er
  • Mustafa daglı
  • caglar mercan
  • aydan atlayan kedi
  • Ayhan Arın
  • Burcu Arzuman
  • Esin Bilge
  • Şeker Kaplı Perişanlık
  • Arzu
  • Sezin Sarısoy

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%28
45-54 Yaş
%4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.3
Erkek
%16.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.4 (7)
9
%23.7 (9)
8
%13.2 (5)
7
%21.1 (8)
6
%7.9 (3)
5
%7.9 (3)
4
%5.3 (2)
3
%2.6 (1)
2
%0
1
%0