Merhabalar kitap severler.
Bugün #buğu -#cansertaçsaatçıoğlu kitabını okudum.
Sahilde balık tutan bir adam bir sabah erken saatlerde bir ceset buluyor.
Başkomiser Zeki ve ekibi hem cesetin kim olduğunu bulmaya çalışıyorlar hem de katili arıyorlar.
Komiser Zeki biraz obsesif biri. Türk dilinin doğru kullanılmasına takıntılı. Cilt bakımı ve giyim kuşam yönünden de çok dikkatli. Ben onun kadar şık ve bakımlı bir başkomiser görmedim doğrusu.
Kahve çok seviyor yardımcısı Kerem’in çay sevmesine tezat olarak.
Kerem evlenmek üzere. Amirini nikahta görmeyi çok istiyor ama Zeki başkomiser yeminli gitmem diyor başka bir şey demiyor.
Zeki Başkomiserin ailesi dağılmış. Karısından ayrılmış, kızını bir kazada kaybetmiş. Kızıyla ikiz oğlu var. Ondan da kopmuş. Hatta torununu bile görmemiş hayatında uzun seneler.
Klasik müzik ve rakı seviyor, yanında zeytinyağ gezdirilmiş peynir.
Araştırmalar sonucunda ölen şahsın bir ressam olduğu ortaya çıkıyor.
Ressamı kim öldürdü?
Resimleri de bir garip adamın. Çıplak bir sırt, sırta doğrulmuş bir silah ve değişen atmosferler.
Bizi katile resimler mi götürecek?
Yoksa Zeki Başkomiserin keskin zekası mı?
Ben normalde polisiye kitapları çok severim ama bu hikaye biraz kopuk kopuk geldi bana. Belki yazarımızın okuduğum ilk kitabı olduğundan, tarzını çözememiş de olabilirim.
Yine de şans verilebilir bir kitap.
BuğuCan Sertaç Saatçioğlu
Yine yeni bir karkter ve yazar ile tanışma kitabı => Buğu ...
Zeki Komiseri tanımaya başladım ;)
Teşekkürler Kıtmetli Can Sertaç Saatçioğlu , kaleminiz daim olsun ...