Canım Babam #okudumbitti
Bazı kitaplar var; kapağını kapattığında bile içindeki sıcaklık bir süre daha avuçlarında kalıyor… Canım Babam tam olarak öyle bir hikâyeydi.
Kitabın merkezinde aslında çok basit gibi görünen ama bir çocuğun dünyasında koskoca bir anlam taşıyan o soru var: “Baba, orada mısın?”
Ve onun güven gibi gelen cevabı: “Elbette.”
Bu hikâye “baba”yı sadece güçlü, her şeyi bilen biri olarak anlatmıyor; aynı zamanda sessizce yanında duran, düşüşleri büyütmeyen, “yeniden dene” diyerek çocuğun cesaretini toparlayan bir liman gibi çiziyor.
Çocuğun denemeleri, bazen tökezlemesi, bazen yapamayıp yine de hevesini kaybetmemesi… Hepsinin arkasında görünmez bir destek var. Ve o destek, en çok da “orada olmak”la ilgili.
Benim için kitabın en etkileyici yanı, anlatının yıllarla birlikte dönüşmesi oldu. Çocuk büyürken duygular da büyüyor; hayranlık yer yer fark edişe, güven yer yer şefkate evriliyor. Bir noktada sadece çocukla babayı değil, zamanı da izliyorsun. Ve o zaman geçişi öyle yumuşak ki… İnsan ister istemez kendi çocukluğuna, kendi “arkama bakınca kim oradaydı?” sorusuna gidiyor.
Bu kitap yazardan okuduğum ilk kitaptı ve şunu net söyleyebilirim: Kalemi çok sade ama duyguyu çok iyi taşıyor. “Az kelimeyle çok şey söylemek” diye bir şey varsa, burada karşılığını buluyor.
Çocuklarla okununca onlara güven duygusunu anlatmak için çok güzel bir kapı aralıyor; yetişkinler içinse küçük bir hatırlatma: Bazen en büyük ebeveynlik, koşup çözmek değil, sakin bir şekilde orada durabilmek.
Kısacası… Hem iç ısıtan hem de insanın boğazında tatlı bir düğüm bırakan bir kitap. Kütüphanede “ara ara tekrar açıp bakmalık” bir yeri hak ediyor.
@nar.cocuk
#CanımBabam #NarÇocuk #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri