·
Okunma
·
Beğeni
·
300
Gösterim
Adı:
Çevrebilim
Baskı tarihi:
Mayıs 1993
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330242
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi
Önce gelişme, sonra çevre" yaklaşımı, zamanla yerini "gelişme ve çevre arasında denge" düşüncesine bıraktıysa, bunda, konuya sahip çıkılmasının önemi büyük. Bu anlayış değişikliğine karşın, zengin ülkelere yoksullar arasında büyük görüş ayrılıkları, derin çıkar çatışmaları var. 21. Yüzyılın eşiğinde, zengin ve sanayileşmiş ülkeler, diğerlerine karşı etik sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınırken gelişmekte olan ülkelerin kendi politikalarını üretmeleri zorunludur. Bu yapıt, çevrenin ekonomik, toplumsal, yönetsel ve felsefi yönlerini ayrıntılarıyla ele almaktadır.
312 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Sahafta gezerken, satıcı hangi bölümde okuduğumu sordu. Çevre mühendisliği dediğimde , illa bu kitabı almamı istemişti. Aldım almasına ama yıllarca elime alıp okumadım kitabı. Kütüphanemde sürünüp durdu. En sonunda elime aldığımda, bırakamadan hayretle okudum. Çevre konusunda durumumuzun kötü olduğunu biliyordum ama bu kadar rezalet bir halde olduğumuzun farkında değildim. Basımı bitmemiş olsa, her meslektaşıma doğum günlerinde hediye edebileceğim türden bir kitap kendisi.

Okuduktan 4 gün sonra TEMA gönüllüsü oldum, yani daha fazla övmeme gerek var mı bilmiyorum.
Denk gelirseniz alıp, okuyun.

Kitapla kalın, yeşille kalın.

https://www.tema.org.tr
368 syf.
·4 günde
Kitap, temel olarak çevre sorunsalını ele alıyor. Çevre kavramının tanımı, boyutları, kapsamı, çevrebilimde yöntem sorunu, çevre kirliliği ve çevre sorunları detaylı bir biçimde kitapta ele alınıyor. Çevre ekonomisi, Dünyada ve ülkemizde çevre politikaları tartışılırken ülkemizin bu konudaki sorunları ve çözüm yollarının neler olabileceği tartışılıyor...
Dünyada süregelen refah dağılımı dengesizliği nüfus artışı ile tümden keskinleşmekte, açlık hız kazanmaktadır. Artan dünya nüfusunun beslenebilmesi giderek güçleşmektedir. Günümüzde 6 milyara yaklaşan dünya nüfusunun iyimser bir kestirimle 1.5 milyarı dengeli beslenmekte, geri kalanın bir bölümü fizyolojik olarak karnını doyurmakta, önemli bir bölümü de açlıkla karşı karşıya bulunmaktadır.
Yürürlükteki Orman Kanunu, doğal olarak yetişen ya da emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları bulundurdukları yerleriyle birlikte orman sayılır. Ancak bu tüzel tanımlama ormanın tüm niteliklerini açıklamaktan uzaktır.
Günümüzde tarımsal alanların her kilometrekaresi 370 kişiyi beslemektedir. Nüfus bu hızla artarsa, 2025 yılında her kilometrekare 1370 kişiyi beslemek zorunda kalacak ya da besleyemeyecektir.
Dünya yüzölçümünün ancak %8'i, nüfusun yarısını barındırmaktadır. Nüfusun %2'si ise, yerküre yüzölçümünün 1/4'ünden fazla bir alana yayılmıştır.
En verimli topraklarımızda, fabrikalar kuruluş izni alabilmiş ve alabilmektedirler. Devletin, 1980'lerin başında 5 milyar lira harcayacak suya kavuşturduğu, %70'i Ege ve Akdeniz kıyılarında bulunan 25 bin hektar toprağa, tarım yerine sanayi ve oturma alanlarının yerleştirilmiş olması, önemli bir ekonomik yitiktir. Bu toprakların ekime elverişli olmaktan çıkmış bulunması yüzünden yıllık ürün yitiğimizin, 1982 yılında, 92 bin ton buğday, bir başka deyişle 1 milyar lira (1982 fiyatlarıyla) dolaylarında bir değeri olduğu hesaplanmıştır.
Gezegenimizi tehdit eden en büyük kötülükler, cehalet ve baskıdır. Bilim, teknoloji ve sanayi cehaletin ve baskının aracı değildir. Bunlar, uygun biçimde kullanıldıkları oranda, aşırı nüfus, açlık ve salgın hastalık gibi âfetlerin insanlığın kendisinin kendisi tarafından yok edilmesini önlemenin vazgeçilmez araçlarıdır.
FAO'ya göre 450 milyon, Dünya Bankasına göre yaklaşık bir milyar insan kötü beslenme kurbanıdır. UNICEF ise, açlık nedeniyle erken doğmuş olan ya da besin eksikliğinden kaynaklanan hastalıklar sonucu her yıl 15 milyon çocuğun öldüğünü bildirmektedir.
Erozyon yalnızca toprağın yüzeysel kaybına neden olmakla kalmaz, toprağın içinde bulunan ve bitkiler açısından önemli besin maddelerini oluşturan elementlerin, toprağa sızan güçlü su akışıyla daha derinlere, toprağın alt katmanlarına inmesine ve giderek yer altı su kaynaklarına karışması sonucunu doğurur. Toprağın bitki besin maddelerini yitirdiği bu olaya yıkanma ya da kimyasal erozyon denir.
Pestisid denilen zararlı bitki ve böceklerle mücadele için kullanılan ilâçlar yıkanarak su kaynaklarına karışırlar. Pestisidler uygun ölçülerde kullanılsalar bile, zamanla birikerek zehirleyebilecek oranda toplanabilirler. Bir başka deyişle, tarımsal mücadelede kullanılan kimyasallar hem kalıcı, hem de birikici özelliğe sahiptirler.
Kaynak kullanma eşitsizliği yoksulluğa yol açmakta, yoksulluk ise insan kaynağının gelişmesini engellemektedir. Bu yönüyle sorun, günümüz koşullarında kısır bir döngü durumuna gelmiştir.
Havayı ve suyu tükenmez sanıp, serbest mal olarak gören klasik ekonomi kuramı, toprağı hem sınırlı, hem de tüm ekonomik etkinlikler için gerekli kabul etmiştir. Bu nedenle nüfus artışı, beslenme, toprak kaynaklarının kullanılması çözümü güç sorunlara neden olmuştur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çevrebilim
Baskı tarihi:
Mayıs 1993
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330242
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi
Önce gelişme, sonra çevre" yaklaşımı, zamanla yerini "gelişme ve çevre arasında denge" düşüncesine bıraktıysa, bunda, konuya sahip çıkılmasının önemi büyük. Bu anlayış değişikliğine karşın, zengin ülkelere yoksullar arasında büyük görüş ayrılıkları, derin çıkar çatışmaları var. 21. Yüzyılın eşiğinde, zengin ve sanayileşmiş ülkeler, diğerlerine karşı etik sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınırken gelişmekte olan ülkelerin kendi politikalarını üretmeleri zorunludur. Bu yapıt, çevrenin ekonomik, toplumsal, yönetsel ve felsefi yönlerini ayrıntılarıyla ele almaktadır.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Elif
  • Sefa Akgül
  • Ceren
  • Duygu Işık Behrem
  • S.BALI
  • Hande Karagöz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0