Yaşadığım yerde çocukluğumdan beri gördüğüm bu insanların, Çingene ve Roman arasında bir fark var mı ya da ikisi aynı halkın değişik isimleri mi diye merak ederken karşıma çıkan bu kitabı okumaya başladım.
Aslında merakıma sebeb olan, tanışıp fazla samimi olamadığım Roman bir arkadaşın, dış görünüşünün çingenelere benzeyip davranışının hiç benzememesiydi. Arada bir fark var ama ney, Roman ile Çingene aynı şey mi yoksa farklı mı diye düşünmeye başlamıştım.
Kitaba gelirsek, çeviren mi kötü çevirmiş yoksa orjinalinde mi sıkıntı var anlamadım ama kitabın bazı yerleri zor anlaşılıyor.
Roman yada Çingenelerin; tarihi, yaşam şartları ve yaşadıkları ülkelerdeki sosyal statülerinden bahsediyor.
Bazı ülkelerde asimileye zorlanmışlar, bazı ülkelerde ise yerleşik hayata zorlanmışlar. Sonuç olarak yazarın dediğini söylersek dünyada yerleşik olan Romanların sayısı, göçebe olanlardan çok daha fazladır.
Dünya ulusları Romanlara hep kötü gözle bakmış, modern toplumdan dışlamışlardır. Sebebi ise çok fazla suça meyilli olmalarıdır. Hırsızlık yankesicilik dolandırıcılık falan, iyide arkadaş, modern çağdaş ultra ötesi toplumlarda da çok daha profesyonel hırsızlar, dolandırıcılar var, hemde azımsanmayacak kadar çok. Suç işleme sadece Romanlara özgü bir şey de değil. Ve kaldı ki genellemede yapamayız, bir iki kötü örnek üzerinden koca bir ulusu ülkeyi yada bölgeyi kötüleyemeyiz. Fazla uzatmayalım anlayan anlar.
Ayrıca kitab ta, yaptıkları meslekleri, dini hayatları, örf ve adetleri, sağlık sorunlarını bazı ülkelerdeki nufüs sayımlarından bahsediyor ve çeşitli rakamlar veriyor. Bir başka olay ise ömürlerinin çok kısa olması yazarın belirttiğine göre toplam nüfusun ancak yüzde biri 60-65 yaşlarına kadar yaşayabiliyor.
"Ama doğum oranlarının ve çocuk sayısının çok yüksek olması çabucak