Yamaç Erdoğan tarafından kaleme alınan Çiptilyan distopik bir dünyadan ütopyaya geçişin yalın bir dil ve üslupla anlatılmış hikayesidir.
Bir dizi ihanet ve kaoik çatışmaların sonunda gelinen durumun bölgesellikten çıkması, küresel bir bozulmaya yol açması ve bunun karşısında kurtuluş arayışları içinde bilimsel bir ekibin "Kuvayı Milliye" temalı mücadelesi epik bir üslupla anlatılmıştır.
Mücadele içindeki biyolojik, teknolojik, tarihsel, spiritual, paranormal, bilimkurgu faktörler kurgusal anlatı içinde başarıyla harmanlanmiştir.
Zengin bir hayalgücünün kurgusu akıcı bir üslupla okuyucuya aktarılmasına karşın, isimlendirmelerdeki tercihler ve güncel bazı kişi kurum ve olaylara atıflar mizahi metaforlar olarak okuyucuya hoş vakitler geçirtmekle beraber genel manada bir bütünlük içindeki anlatıyı zayıflatıcı unsurlar olmaktan kaçınamamaktır.
Kurguda fazlaca çeşitliliğe girilmesi, ayrıntıya ve tasvirlere yeterince yer verilmemesi, karakter analizlerinde detaydan kaçınılması, duygusal yükün hemen hiç işlenmemesi, diyaloglara yer verilmeden sadece anlatıcı anlatımıyla ilerlenmesi (anlatıcının bir yapay zeka olmasıyla kısmen izah edilebilir) hikayenin geliştirilebilir yönleridir.
Kişisel gelişimini mükemmelleştirmiş bireylerin başarısının çiple izah edilmesi, ütopik toplumun belirtilen özgürlükçü yapısıyla tezat teşkil etmesi açısından okuyucu için cevap arayan önemli bir soru olarak durmaktadır.
Eleştiriye açık yönlerinden birisi de Vadigit-01 in bazı noktalarda neredeyse tanrısal bir güce erişmesi ve olayları kontrol etme becerisinin zaman zaman gerçeklik ve inandırıcılık algısından uzaklaşmasıdır. Ancak bu durum, hikâyenin epik ve hamasi anlatılarıyla iç içe geçmesinin doğal bir sonucu olarak görülebilir.
Çiptilyan, sade bir hayali ütopya öyküsü değildir. Aynı