Sen sık sık gülen gülerken de
Sevecen bir Akdeniz çizgisini
Sol yanına ağzının
İliştiren çocuk özenle
Yabana mı atıyorum yani seni
Yabana mı atıyorum saat altı buçukları
Çocuk ve Allah’ın en eski baskısını”
Cemal Süreya, ‘Göçebe’ şiirinin ilk bölümünde bu sözlerle selamlar Çocuk ve Allah’ı. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bütün şiirini ve poetikasını açıklarken kullanacağımız en önemli anahtarı. Anahtar olduğu kadar bir kilittir bu kitap ve içindeki şiirler, Dağlarca şiiri içinde. Dağlarca şiirini etraflıca değerlendirebilmek için, neden bu kadar özgün olabildiğini, tüm doğallığını ‘içindeki şiir hayvanı’na uygun karakterin ve plastiğin özünü (meşhur kullanım olarak nüvesini) bu kitapta bulursunuz. Öyle ya, Türk şiirinde kaç tane başka bir şaire şiir yazdırmış şiir ve şiir kitabı vardır. Olanlar da kıymetlidir, çok kıymetlidir! Onun için yazılar şiirler de bir o kadar… Tüm bunları söyleten Münire Kevser Baş’ın hazırladığı ‘Çocuk ve Allah’ın Poetikasının İzinde’ adlı kitabı. Baş, Dağlarca’nın eserini deyim yerindeyse didik didik ediyor. Semantik analizinden başlayıp tek tek bütün kavramları, olguları yapı-dil ve üslup unsurlarını değerlendiriyor. Ne yazık ki Dağlarca poetikasını açıkça yazan şairlerden değildi, olmasını beklemek safdillik zaten. Münire Kevser Baş en azından bunun peşine düşüyor. Dağlarca’yı okurken, çok açık gibi görünen kimi unsurlmarın altındaki kapıyı açmak için önemli bir anahtar sunuyor bize. Önemli bir şiir kazısı kitabı.